Monitörlerin sinir bozucu seslerini unutmayanların, el dezenfektanının kokusunu zaman zaman hatırlayanların, kuvöz camına alnını dayayıp titrek titrek inip kalkan o minik göğüsü saatlerce izleyebilenlerin, besleme tüplerinin inceliğine hayret edenlerin, bebeğinin nefesi durduğunda ölüp sonra yeniden doğanların, kaç aylık/haftalık olduğunu hesaplarken bir kronolojik bir de düzeltilmiş yaş arasında gidip gelenlerin, premature – prematüre bebek bakımının tüm ayrıntılarını öğrenmeye çalışırken kendini doktor gibi hissedenlerin, minik meleklerin sabırlı ailelerinin sağlık, psikolojik destek ve bilgi alisveriş merkezleri, sabırsız mucizelerimiz için buluşma yerlerimiz:
"Galiba kadınlar kendilerine alışır. Dünyaya alışırlar ya da. Kendini yiyerek ve hayatı hep bir kaygan masa örtüsü gibi düzeltmeye çalışarak bir yere varılamayacağını... Günün birinde anlar kadınlar. Bu adamlar düzelmeyecek, bu işler hep böyle sinir bozucu, diğer kadınlar hep öyle. Bu durumda?! Şöyle bir durulup oturup serinlemek en iyisi!"
E. Temelkuran
Arşiv
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
- Temmuz 2008
- Haziran 2008
- Mayıs 2008
- Nisan 2008
- Mart 2008
- Şubat 2008
- Ocak 2008
- Aralık 2007
- Kasım 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007
- Mayıs 2007
- Nisan 2007
- Mart 2007
- Şubat 2007
- Ocak 2007
- Aralık 2006
- Kasım 2006
- Ekim 2006
- Eylül 2006
- Ağustos 2006
- Temmuz 2006
- Haziran 2006
- Mayıs 2006
- Nisan 2006
- Mart 2006
- Şubat 2006
- Ocak 2006
- Aralık 2005

