SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Anne= İmdat Ekim 20, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:46 am

“Anne dinazorlar müzikten korkar mı? 

Korkmaz 

Korkar anne korkar. Bilmiyorsun.” 
“Anne tek bir parmağıma siyah oje sürsem, öyle gitsem okula? 
Olmaz 
Olur anne olur. Sen de modadan hiç anlamıyorsun. “
Kafamdan bu çocuklara napmalı ne etmeli şeklinde sorular ve cevapsız yorumlar geçirirken elime eski bir Hayvan sayısı geçti. Baktım B.Uzuner yazmış. Annesinin ömür boyu kendisine yapıştırdığı “anneye karşı suçluluk duygusu” ve bu duygu yüzünden nasıl özgürlükten uzak yaşadığı hakkında. Ben de o yazıyı okurken sadece annemi düşündüm iyi mi? Hiç kendimin de anne olarak bunları yaşattığım aklıma gelmedi. Ne kolay kaçmak yahu. 
Bir de Masumiyet Müzesini okuyamıyorum. Fırlatıp atmakla kendimi kitaba bantlamak arasında gidip geliyor. Sırada bekleyen kitaplarım var. Öööyle vakit geçiriyorum. Lütfen biri bırak okuma desin. Haftalardır sürünüyorum elimde kitapla. 
Geçen hafta bir de analık bilmemnesi parasını alabilmek için koşturdum. Arkadaşlarım uyardı. Memure hanım pek ters. Kibar kibar hayır diyor. Anlamıyorsun. Dikkat et! dediler. Bütün savunmalarımı hazırladım gittim devlet dairesine. Sonuç: Ayrılırken memure hanım bana cep numarasını  verdi. Buralara kadar zahmet etme sen cebimden ara beni diye:) Olmazsa birgün çaya davet ederim. O derece yani:)
 

Üzüldüm Ekim 17, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:34 am

Bu fotoğraflarla yarışmaya katılacaktım. Son başvuru tarihini kaçırdım:( Ne kadar üzüldüğümü
unutmamam lazım. İlk defa cesaretlenmiştim. Ama bambaşka bir “son tarih”i kaçırmamak için koştururken bunu kaçırdım. Yarışma konusu Kentte Zaman’dı. Ve de tek derdim profesyonel gözlere sunmaktı amatörlüğümü.
Bir de dün Aktrisin iki kere okuldan kaçtığını öğrendim. Birincisinde yollar arabalar aşarak benzinlikten geçerek gezdiklerini de. Sen sar sarmala ipek mendillere, o benzinliklerden geçerek gezsin, aldatsın seni. Sonra da stres yönetimi, öfke kontrolü gibi kavramlardan bahsetsinler.
 

Kaç? Ekim 16, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:25 am

Bir sürü sohbet, gülüş, efkar, içlenme, yalnızlık, kalabalık, tv’yle hipnoz, kendiyle sarhoş, uykusuz, rüya, nefes…
Foto: Dün gece/Balkondan/Sardunya

 

hu hu komşu komşu Ekim 15, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 7:59 am
Açık hava diyalogları

“- Maşuk, ben bugün Kaplumbağa ile x’e gideceğim. Defdef’in annesiyle buluşacağız. Nerde bu X?

- Bizim işyerinin karşısında ya?! Bilmiyor muydun?
- Hadi canım!” 
“-Alo Sardunya! Çıktım. Geliyorum. Üst geçitten geçiyorum. Nereye geleyim?
- Üst geçidin ayağının dibindeki kitapçıdayız. Bekliyoruz Kaplumbağa ile” 
Ev içi diyalogları 
“-Sardunya, ne kadar sıcak bir ev burası? 
-Kombi açık. Kapatayım mı? 
- Onu demek istemedim.”
“-İyi de Tugba, şu hayattaki duruşumu, siyasi tavrımı, yaşam anlayışımı neden 5 dakika içinde nefes almadan konuşarak sana anlatmaya çalışıyorum ki ben?” 
“- Hayır, bunları yazmıyorum böyle Sardunyaya. Sana da anlatıyorum çünkü…. doğuştan böyle değildim. Kaplumbağa öğretti bize. Hepimize. Sen de bil.” 
“-İlk defa birisi benim evimin fotoğraflarını çekiyor biliyor musun böyle?”
Bir ara diyaloglar kesildi. Tuğba Kaplumbağa’ya kitap okuyordu. Ben de örgü örüyordum. Sanki bloglardan sanal olarak tanıdığım bir arkadaşım ziyaretime gelmemiş de her gün sabah kahvesine gelen komşum sabah işlerini bitiremeyince öğleden sonra hal hatır sormak için uğramış gibiydi. Daha ne olsun? 
Vurucu diyalog seçmeleri ise şöyle: 
“Anneee! Ben sana dedim etüde kalmayım diye. Erken gelseydim keşke” 
“Sardunya, havaalanına geldim. Adımı anons ediyorlardı” 
“-Eee, nasıldı arkadaşın? Uydu mu kafalar? 
- Valla Maşuk, bir ara Tanya’ya telefon açtım. Dedim ki Tugba kitap okuyor ben örgü örüyorum. Ne acayip birşey şu blog arkadaşlığı. O da dedi ki ben de kendimi yollara, alışverişe vurdum kıskançlıktan.
- Vay be!!!”
Ben dün tüm gün konuştum. Çenem ağrıyana, ağzım kupkuru olana dek. O da beni uzun uzun dinledi. Yemeğini bile kendi koydu tabağına bu arada. Öyle bir dostluk başladı.
 

Koordinasyon Ekim 13, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:59 am

*Kış geliyor. Daha fazla ışık çekmek için artık siyah. Işık. Biraz ışık. 

*Şimdi sen bunu okuyacaksın. Ama bir tek sen anlayacaksın. Ben de insanın dakikalarca, kendini tanıtmaya çalışmadan, kaldığı bir yer olmasa da kaldığı yerden devam edermiş gibi, eski bir dostmuş gibi, tanımadığı bir insanla “ben de ” bile demeden çoğu zaman konuşabileceğini sayende anladım valla. Görüşmek, arayıp sormak en güzel dostluklarımda bir ölçüt olmamıştır. Ama heyecandan cümle düşüklüğü bazı dostlukların da en güzel kanıtıdır. Aslansın yahu. İyi ki uyutup uyutup oğlunu yazdın;) 
*Çok şükür ukala ve hadsiz ve bir o kadar da hoppa yaz bitti ya. Güzel havalar ordan oraya sürüklemeyince kendime kalıyorum ya. En çok ondan seviyorum şimdiki zamanı. Arkadaşlıklarımın vefası bile mayalanıyor yaz bitince.
*Kaplumbağa Süpermen olmak istiyor. Olma demedim. 
 

Bakış Ekim 12, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:29 pm
Geçen sene çekmiştim. Belki bir sene olmadı bile. Arşivi dolaşırken buldum.
Kaybetmeyim dedim.
 

Bu gece/sabah Ekim 12, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 6:50 am

Biraz web tasarımı ile uğraştım. Biraz örgü ördüm. Biraz gazete okudum. Güneş doğdu. Koşup çiçekleri suladım. Nedense güneş doğarken sularsam daha güzel oluyor çiçekler gibi saçma bir takıntım var. Sonra baktım Aliye Rona’lı siyahbeyaz bir film var terete’de. Salonun penceresini açtım sabahhavası için. Havalandırmam bitene dek yazayım dedim. Yazarken salon soğumaya başladı. O yüzden yazı bitti. Film akıp gidiyor.

 

alkış Ekim 10, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:21 pm

Sormamın mahsuru var mı: Son on yılda kaç tane aşırı lüks, aşırı donanımlı orduevi inşa edildi? Subay lojmanlarına akıtılan paraları, bir öğrenebilir miyiz?”


“….
Bu Savaş; 25 küsur yıldır bitirilmeyen/bitirilemeyen bu kanlı, bu kirli savaş Teşvikiye Camii’nden altı, Ataköy’den beş, Levent’ten de üç cenaze kalksaydı bitirilirdi- ne diyorsunuz?
…”

 

Ne güzeldir yollarda olmak şimdi. Ekim 10, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:54 am


Dönüş yolunda, fesleğen, melisa, karanfil ve yaprağı güzel ile biberlerimizi koltuklara oturturttuk.
Kucağımda Kaplumbağa ile geldim. Bunları yakaladı gözüm.
Ekim 08- Antalya Ankara/Sardunya
 

Sırf kafam dağılsın diye yazıyorum. Yoksa yazının kendisinden uzun başlık mı olur? Ya da çocuğu hastayken bunlarla uğraşır mı annesi? Ekim 10, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:15 am
Koştu, coştu, şeker topladı, oynadı.
Bu aralar hasta. Geçecek ama. Hep geçti.

Yine en çok keyfi tekellerine aldı iki kardeş. Aktris sudan çıkmadı.
Kaplumbağa evrimine kara kaplumbağası olarak devam etti.

En güzel gecesiydi tatilin. Akşam, turistler çekildiğinde, yağmur yağarken, kaleiçinde öyle kareler yaşadık ki.