SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

az önce Eylül 26, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:52 pm

Küçük vadinin karşı tarafındaki apartmandan yağmuru izleyen çocuğu izledik Kaplumbağa ile. Kaplumbağa uyudu. Çocuk da içeri girdi. Yağmur çoktan dindi.

 

Geçiş Eylül 26, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:43 pm

Dün gece viksler sürüldü, tülbentler örtüldü göğsüme de öyle nefes alabildim. Sonra uyuyamadım tabi. Açtım televizyonu. 24 diye bir kanalda izledim. Adını unuttum. Gezmeli bir belgesel. Sabah 6′ya geliyordu. Şu anda hiçbir detayını hatırlayamıyorum. Olimpos’dalardı. Bir kadın. İstanbul’dan. Tasarımcı mı ne. Satmış herşeyi. Gelmiş yerleşmiş yaylaya. Köy evine. Tek başına. Evi de tek başına. Onunla sohbet ettiler. Çay içtiler. Sahile indiler. 

Sahilde belgeselci amca dört senedir haber alamadığı arkadaşı agop’u yürürken görüyor. Kış. Burunları kıpkırmızı. Meğer bu adam bir gün herşeyini satmış. Parayı da şişli’de bir caminin musalla taşına koymuş. Gelmiş oraya. Neden diyorlar. Bu dalgaları birinin seyretmesi lazım diyor. Fotoğraf makinen ne oldu diye soruyorlar. Çekeceğime yaşıyorum diyor. 
Ve son noktayı da şöyle koydu: “Burdan şehre dönmeye kalksam, üç dakikada hazırlanırım. Bir bilet parasına bakar. Ama şehirden buraya gelebilmek yıllarımı aldı. İyiden kötüye geçiş her zaman kolaydır.” 
Bitti sonra belgesel. Uyumuşum.
Belgeselci amca: Cemal Gülas
Program adı: Doğadan Mektuplar
Kanal: 24
Evet. Araştırdım sonradan utanıp.
 

Bazı sabahlar Eylül 25, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:24 pm
Daha güzel tüm sabahlardan. Bu sabah mesela. 
Bu arada içimde ıhlamur ağacı çıkacak.
 

Ben bir karışık pide rica edeyim. Yanında ayran. Eylül 24, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:38 am
Poz ver deyince niye böyle poz verilir ki? Kendine yeni ad koydu: Dünya Kahramanı.
Fotoğrafı Beytepe’de çektim. Gitmişken yine velim olmasını istediğim tek hocamı ziyaret ettim. Çift dikişimdir Beytepe’de. Bilen bilir. KPDS’ye başvurmak için gittim. Koca kampüste bilgi işlem’i bulamadım. Neden? Çünkü kayıt günüymüş. Kime sorsam alık alık baktı. Yav dedim kimse mi bilmez. Meğer hepsi çömezmiş. En son arada derede bir yerde, 8 senelik öğrenim hayatım boyunca belki bir ya da iki kere önünden geçtiğim bir kapının yanında minnacık bir kapıdan giriliyor. Yanına da yazmışlar A4 kağıda ÖSYM başvuru diye. Tebrikler dedim.

Davetsiz ziyaretçimiz var. Hemen yuvasını hazırladı Maşuk. Sanırım bizde uyuyacak bu sene kış uykusunu. Dilerim.

Aktris ve Apartmandaki En yakın Arkadaşı. Üst katta oturuyor. Mesajlaşıyorlar kattan kata. Bir de sürekli gülüyorlar. Aktris sırtına vurup vurup “ben senin azrailinim” diyor. Yine gülüyor. O yaşta saç baş yola yola arkadaş olunuyor.
 

Bulamadım Eylül 23, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:50 pm

Aradım taradım. Hastalık gibi her yere baktım. Gönlüme göre bir şablon bulamadım. Blog hayatım boyunca içime en çok sinen wordpress’deki şablon olmuştu. Merak edenler bir göz atsın şuraya tıklayıp. 

Bu temayı tasarlayan tasarımcıya da email attım.  XML versiyonunu gören bilen varsa bir zahmet sonsardunya@gmail.com’a karalasınlar. 
Diyeceğim o ki yanda var anketi. Oraya çok gidesim var. Ya da bu şablonu bulursam gitmeme gerek de kalmayacak. Çünkü google- blogger- picasa üçgeninde mutlu mutlu yaşıyordum. 
Napsam?
 

Sen mi ben mi? Eylül 23, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:04 am

Dizi dizi analı çocuklu bloglarda herkes ne kadar sevdiğini anlatıyor çocuğunu. 

Çok merak ediyorum kaçımız psikopatlar yetiştiriyoruz, kim hırsından kendini yiyen ve çocuğunun beynini yok eden veli profili geliştirecek? 
Kimlerin bu olağan sevgisi çocuğun hayatını karartacak bir tutkuya dönüşecek? Kaçımız sararken boğacağız ki? 
Hepimizinki melek olmasa gerek. Hepimiz melek de değiliz zaten;) 
 

Duyurulmalı Eylül 22, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:42 pm
Severek okuduğum Kandan Adam’dan  duydum. Duyurmalı dedim. İlgilenenlere. 
 

Günün sesi Eylül 22, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:29 pm

Günün sesi: fırk fırk

Günün isteği: sıcak içilebilir sıvı
Günün isimleri: 
Kız- Mızmıziye 
Erkek- Nane Limon (çift isim severlere) 
Ihlamur- tavuk suyuna çorba sezonu törensiz falan açıldı. Katılım yüksek. Hayırlısı. 
 

Yazmadığım zamanlarda Eylül 21, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:03 am

- Aklımda sayfalarca yazı yazdım. İstatistiklere baktım. Ziyaretçi sayısı sıfır. 

- Yaz köşesinden kış köşesine geçerken Sardunya’da ufaktan yaprak dökümü oldu elbette. Bir de günbe gün istatistiklerimi izledim. Sayılarda yavaş yavaş azalma oldukça galiba yeniden tomurcuklandım. 
- İnanılmaz bloglar keşfettim, yaladım, yuttum. Halka halka blog mahallelerinin kesişen noktalarındaki kara deliklerden yan mahalleye bir tıkla zıplamak pek ferahlatıcı. Anne-çocuklar, yaratıcı ergenler, kalemine kuvvet dehalar, yükselip gökyüzünden ülkeyi izleyen alimler, yemek pişirdikçe formüller bulanlar. 
- Evet. Fotoğraf makinemi elime almadım. 
- Photoshopla bir dönem katman katman yaşadım. Ece’mve Defdef’in güzel annesine ufacık hediyeler yaptım.
-Dün gece “savaşa savaşa elde edilen ülkeyi satanlar nesilden nesile uzun süredir savaşılmadan, çantada keklik şeklinde gelen dini mi satmayacaklar?” dedim. Sustuk Maşuk’la. 
-Bir kere de bulaşık yıkarken yan gözle NTV’den dünya bisiklet gününü izledim. Ellerim köpüklü bisiklet sürdüm kafamdan. İlk maddede ellerimle yazdığım sayfaları tam da bu noktada ayaklarımla yazmaya başladım.
 

Teşekkür Eylül 15, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:36 am

Arayan, soran, geçmiş olsun dileklerini ileten ve akıllarından geçiren herkese teşekkür ederim.

Olay cumartesi gecesi, geceyarısına doğru iftar davetinden eve dönerken oldu. Direksiyonda Maşuk, yanında ben, arkamda Aktris ve şoför arkasında koltuğunda Kaplumbağa. En çok Aktris etkilendi. Çünkü o son ana dek iğer yöne baktığından sadece çarpışma saniyesinde olaydan haberdar oldu. Diğer üçümüz film gibi seyrettik. Evet. Doğruymuş, boşuna değilmiş filmlerde çarpışma anlarının yavaş çekim olması. Çünkü gerçekten öyle hissediyor insan. O kadar uzun zaman geçiyor gibi oluyor ki “acaba kurtarır mıydık bu kadar sürede?” diye sorup duruyorsun.

Ben çok güzel ve çok kötü anlarda donar kalırım. Hiç de sevmem bu huyumu. Öyle boş boş bakarım. Yine öyle oldu önce. Sonra aynen bir robot gibi arabadan çıktım. Aktris’i indirdim önce. Onu kaldırıma götürdüm. Döndüm Kaplumbağanın oraya. Baktım Kaplumbağa öylece bakıyor. En ufak bir korku, endişe, panik yok gözlerinde. Onu da kucağıma aldım. Derken kalabalık ve bilinen sahneler.

Diğer arabada yeni evli bir çift, kızcağız hamile. Onun da rengi atmış. Ama ilk o sakinleştirebildi Aktrisi. Bak benim de karnımda bebeğim var diyerek.

Boşuna yaşamadık bu kazayı. Öğreneceğimiz bir sürü dersten biriydi işte. Herkes kendine göre pay çıkarttı.

Ama noktayı elbette arabayla başka arabaya çarpma fantazisi bulunan Kaplumbağa koydu:

“Baba! Hani robot olacaktı arabamız çarpışınca?”