Geçiş Eylül 26, 2008
Dün gece viksler sürüldü, tülbentler örtüldü göğsüme de öyle nefes alabildim. Sonra uyuyamadım tabi. Açtım televizyonu. 24 diye bir kanalda izledim. Adını unuttum. Gezmeli bir belgesel. Sabah 6′ya geliyordu. Şu anda hiçbir detayını hatırlayamıyorum. Olimpos’dalardı. Bir kadın. İstanbul’dan. Tasarımcı mı ne. Satmış herşeyi. Gelmiş yerleşmiş yaylaya. Köy evine. Tek başına. Evi de tek başına. Onunla sohbet ettiler. Çay içtiler. Sahile indiler.
Ben bir karışık pide rica edeyim. Yanında ayran. Eylül 24, 2008
Bulamadım Eylül 23, 2008
Aradım taradım. Hastalık gibi her yere baktım. Gönlüme göre bir şablon bulamadım. Blog hayatım boyunca içime en çok sinen wordpress’deki şablon olmuştu. Merak edenler bir göz atsın şuraya tıklayıp.
Sen mi ben mi? Eylül 23, 2008
Dizi dizi analı çocuklu bloglarda herkes ne kadar sevdiğini anlatıyor çocuğunu.
Günün sesi Eylül 22, 2008
Günün sesi: fırk fırk
Yazmadığım zamanlarda Eylül 21, 2008
- Aklımda sayfalarca yazı yazdım. İstatistiklere baktım. Ziyaretçi sayısı sıfır.
Teşekkür Eylül 15, 2008
Arayan, soran, geçmiş olsun dileklerini ileten ve akıllarından geçiren herkese teşekkür ederim.
Olay cumartesi gecesi, geceyarısına doğru iftar davetinden eve dönerken oldu. Direksiyonda Maşuk, yanında ben, arkamda Aktris ve şoför arkasında koltuğunda Kaplumbağa. En çok Aktris etkilendi. Çünkü o son ana dek iğer yöne baktığından sadece çarpışma saniyesinde olaydan haberdar oldu. Diğer üçümüz film gibi seyrettik. Evet. Doğruymuş, boşuna değilmiş filmlerde çarpışma anlarının yavaş çekim olması. Çünkü gerçekten öyle hissediyor insan. O kadar uzun zaman geçiyor gibi oluyor ki “acaba kurtarır mıydık bu kadar sürede?” diye sorup duruyorsun.
Ben çok güzel ve çok kötü anlarda donar kalırım. Hiç de sevmem bu huyumu. Öyle boş boş bakarım. Yine öyle oldu önce. Sonra aynen bir robot gibi arabadan çıktım. Aktris’i indirdim önce. Onu kaldırıma götürdüm. Döndüm Kaplumbağanın oraya. Baktım Kaplumbağa öylece bakıyor. En ufak bir korku, endişe, panik yok gözlerinde. Onu da kucağıma aldım. Derken kalabalık ve bilinen sahneler.
Diğer arabada yeni evli bir çift, kızcağız hamile. Onun da rengi atmış. Ama ilk o sakinleştirebildi Aktrisi. Bak benim de karnımda bebeğim var diyerek.
Boşuna yaşamadık bu kazayı. Öğreneceğimiz bir sürü dersten biriydi işte. Herkes kendine göre pay çıkarttı.
Ama noktayı elbette arabayla başka arabaya çarpma fantazisi bulunan Kaplumbağa koydu:
“Baba! Hani robot olacaktı arabamız çarpışınca?”

