SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Mektup Haziran 30, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:18 am
Bazen öyle elektronik postalar geliyor ki… birkaç gün oturup düşünüyorum. Gönderenin tahmin edemeyeceği kadar mutlu oluyorum. Sanki ben bir odadaymışım da duvarlar bana soru sormuş gibi şaşırıyorum.

Sessiz sedasız sardunyamı paylaşanlar bir gün bir vesile ile, durduk yere mail atıyorlar. Etkileşime geçtikleri anda dünyamda nasıl bir yer kaplıyorlar eminim bilmiyorlar:) Hepsi arkadaşım oluveriyor mesela.

Bir arkadaşım meyhanesine davet etmişti. Çok mutlu olmuştum.

Bir başka arkadaşım sevgilisinin kapıyı sardunya ile çalışını paylaşmıştı:)

Bu yazıyı da en son cuma günü bana mail atan arkadaşım için yazdım:)

Çok mutlu ediyorsunuz beni.

edit: Mesela az önce de taa üniversiteden beri haber almadığım görmediğim bir arkadaşım buldu beni. Ben yine mutlu. Şu Sardunya nelere kadir…

 

Babam dedi ki Haziran 27, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:06 pm

Kardeşsiz, öksüz, yetim bir adamın karnına yumruk atmışlar
“Ah sırtım” demiş…

Not: Fotolar Adana’ya gidiş…
 

Yaz Haziran 26, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:41 pm

 

Eğer Haziran 26, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:01 pm

Maçta atılan her golde polis komşunuz pompalı sıkıyorsa balkondan ne yaparsınız?
Kimi kime şikayet edersiniz?
Ben bilemedim.

 

Mungan okurken Haziran 25, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:22 pm

Önce düşüyor gibi oluyorum. Sonra kelimelere dalıp gidiyorum. Tenis maçı izler gibi. Tam dalıyorum. Bi çakıyor… yüzümde patlıyor.

Kadından Kentler’i okuyunca oldu yine.

 

Renkler- kelime oyunları Haziran 25, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:12 pm

Şöyle bir durdum düşündüm. Bunca yıl ne kadar çok takılı kalmışım renklere.

Önce yarım aklımla herşeye renkli kulplar takmışım. Annem babam bana ayna tuttukça simsiyah perdelerimi çekmişim. Bakmışım içeriye bir damla ışık sızmıyor, mecbur aralayıp göz atmışım aynalarına.

Derken yürümeye başlamışım. Yürürken karşıma ne çıktıysa her birine bir renk vermişim. Her bir anımı bir renge boyamışım. Rengarenk oldu sanmışım hayatım. Her insan bir renk olmuş hep. Her anı, her kitap, her gülüş…

Sonra tüm renkleri yutunca içim bulanır sanmışım. Bir bakmışım bembeyaz olmuşum.

 

Babaevi – Fısıltı Haziran 24, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:53 pm

Sessizce girdim odaya. Başımı kaldırmadım. Yavaşça koydum bavullarımızı kenara. Üç bavul. Benim, oğlumun, kızımın. Uyandırmamak için hemen çıktım.

Merhaba’lar, hoşgeldin’ler, ne kadar da büyümüşler’den sonra… terim de soğuyunca yavaşça kalktım kanepeden. Salondan çıktım kimseye birşey demeden. Anneanneleriyle boğuşuyordu çocuklar. Farketmediler ayrıldığımı.

Gittim. Bu sefer hazırdım. Açtım kapıyı. Girdim içeri. Kokusu değişmiş. Kimi eşyaları da. Kitaplıkta aynı kitaplar. Gardobun kapağı da açılırken hala gıcırdıyor. Duvarlarda benim kızın fotoğrafları var. Pencereden baktığımda artık sokağı saklıyor limon ağacı. O kadar büyümüş.

Oturdum çekyata. Baktım odama. Sonra gözlerimi kapattım. Arkama yaslandım. Bekledim.

Duvarlarım hala fısıldayarak konuşuyordu benimle. Hoşgeldin dediler. Gözümüzün önünde büyüdün dediler. İlk sigaramı, ilk şiirimi, ilk büyüme ağrılarımı hatırlattılar. Her biri birer cümle ile özetledi sakladıklarını.

Gözlerimi açtım. Ayağa kalktım. Oğlumun altını değiştirmek için bir bez aldım bavulundan yavaşça. Yeni yetme günlerimdeki gibi odamdan çıkmadan boy aynamda kendime göz attım. Kapıyı kapatıp çıkarken duvarlar aralarında fısıldamaya başlamışlardı yine.

Fısır fısır fısır fısır….

 

tespit Haziran 24, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:48 am

*Adana dışında hiçbir yer sıcak değil. Başka yerlerdeki yüksek ısıya sıcak deniyorsa Adana için yeni terimler bulunmalı.

* Kavruk coğrafyanın insanları da yüreklerini güneşte iki çevirip hafif kavuruyorlar galiba. Gülümseme ile cinnet geçirme arasındaki çizgiyi de eritmiş zaten güneş.

*Sıcak memlekette tuvalet eğitimi pek keyifli. Anında buharlaşıyor çiş:)

*Boşuna o kadar yaratıcı insanı beslememiş bu memleket. Sıcaktan yeni bir form alan beyin sanırım kıvrımlarını da değişik şekillendiriyor.

*Ne olursa olsun küçük şehir- büyük şehir farkı en azından insanların bakışlarında görülüyor. Eninde sonunda tüm şehirler büyük birer kasaba ya bu ülkede, yine de büyük kasaba- küçük kasaba diyelim:)

* İnsanın çocukluk arkadaşlarının çocuklarıyla oynaması pek hüzünlüymüş yahu.

* Şu iş işi olacak galiba. Panik. Panik. Panik.

 

deh deh dül dül Haziran 19, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:57 am

Giderken:

Kaplumbağa:
- Bu uçağın kapısı nerde? Pencereyi açın! Bu su Hayat su mu? O çocuk niye ağlıyor? Kızacağım ona. Bağırma leynnn! Ankaranın üzerinde yüvüyor muyuz? Evden bardak getirir missiiinnn?

Aktris:
- Anne açmasın kemerini yaaa. Bak birşey olacak şimdi. Keşke bana lostu izletmeseydiniz. Kaplumbağa lütfen rezil ediyorsun beni. Anne birşey söyle leyyn diye bağırmasın.

İnince:

Aktris: Anneeee! Havayaa bak. Ne kadar sıcak. Yüzüme çarptı gibi.

Orda:

Yeme içme gülme. Eski aile dostlarını görme. Tam sıcağa alışırkennnnn…. ta ta ta taaaa

Dün- Saat 17.30

Telefondaki ses: Sardunya Hanım, yarın sizi yazılı sınava bekliyoruz saat 14′te… bıdı bıdı vdı vıdı
Ben: Tamam.

Koşarak gittik terminale. Bulduğum ilk otobüsle döndüm Ankaraya. Çocuklar orda kaldı. Sordum, Kaplumbağa beni hiç sormamış:)

Urfa- İstanbul otobüsünde renkli bir seyahat, yolda otobüsün benzini bitti. Derken gece beni AŞTİ’nin karşısında saat 2 buçukta attılar kaldırıma. Maşuk saatlerce bekledi yanlış peronlarda maalesef. Koşturmaca, kızgınlık, şaşkınlık, heyecan derken….

Birazdan gideceğim sınava. Olursa güzel olacak. Olmazsa da güzel olacak:)

 

Bitmesin Haziran 15, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:52 pm
Yarın yolculuk var. Adana’ya. İlk defa Aktris ve Kaplumbağa ile tek başımıza seyahat edeceğiz. Heyecanlıyım. Kaplumbağa hayran olduğu uçaklara, geceleri “yıldız uçağı” dediği uçaklardan birine binecek ilk defa. Aktris daha önceki uçak seyahatlerini hatırlamıyor. Ama yarınkini artık 10 yaşında olduğuna göre hep hatırlar diye düşünüyorum.
Kaplumbağa idrak etmekte zorlanıyor. “Adana oyuncak mı? Uçağı sürebilir miyim?” gibi bir sürü soruyla dolu kafası. Askerli uçakla bomba atmak istediğini bile söyledi Kaplumbağa. Bu kadar anti-militer bir anne-babanın oğlunun askerde teskere bırakmasından korkuyorum:)
Aktris’in karne almasıyla bu seneyi de atlattık fakat 5. sınıf benim gözümde hep büyük çocukların sınıfı olmuştur. Aktrisin de 5′e geçtiğine bazen inanmakta zorlanıyorum. Hele ortaokula bir sene kaldığını düşününce gözlerimi bile kırpmadan öylece bakıyorum. Çünkü ben daha dün ortaokula gidiyordum:) Bir de sanki çocuğu ortaokula giden anne-baba iyice orta yaş oluyor:)
Konudan konuya atlıyorum ama kafamda büyük bir dağınık oda bana öyle bakıyor. Düzenli ve içinde yaşanan odalarınsa kapısı kilitli. Açmayacağım. Üzerinde arkadaşlık ve dostluk yazan kapılar bunlar. İçerden gelen sesim kesilene dek kapalı kalsın. Susunca yazarım.
Aklıma geldi. Babam anneler gününde aradı beni. Günümü kutladı. Ve de dedi ki “Nedense hep anneler gününde mezarlıklar dolu olur. Babalar gününde aynı kalabalık olmaz.” Bugün hep babasızlık geliyor aklıma. Hani her çocuk annesi ölünce bitirir ya çocukluğunu. Bende ise babamın ölümü bitirir. Bitmesin.