Giderken:
Kaplumbağa:
- Bu uçağın kapısı nerde? Pencereyi açın! Bu su Hayat su mu? O çocuk niye ağlıyor? Kızacağım ona. Bağırma leynnn! Ankaranın üzerinde yüvüyor muyuz? Evden bardak getirir missiiinnn?
Aktris:
- Anne açmasın kemerini yaaa. Bak birşey olacak şimdi. Keşke bana lostu izletmeseydiniz. Kaplumbağa lütfen rezil ediyorsun beni. Anne birşey söyle leyyn diye bağırmasın.
İnince:
Aktris: Anneeee! Havayaa bak. Ne kadar sıcak. Yüzüme çarptı gibi.
Orda:
Yeme içme gülme. Eski aile dostlarını görme. Tam sıcağa alışırkennnnn…. ta ta ta taaaa
Dün- Saat 17.30
Telefondaki ses: Sardunya Hanım, yarın sizi yazılı sınava bekliyoruz saat 14′te… bıdı bıdı vdı vıdı
Ben: Tamam.
Koşarak gittik terminale. Bulduğum ilk otobüsle döndüm Ankaraya. Çocuklar orda kaldı. Sordum, Kaplumbağa beni hiç sormamış:)
Urfa- İstanbul otobüsünde renkli bir seyahat, yolda otobüsün benzini bitti. Derken gece beni AŞTİ’nin karşısında saat 2 buçukta attılar kaldırıma. Maşuk saatlerce bekledi yanlış peronlarda maalesef. Koşturmaca, kızgınlık, şaşkınlık, heyecan derken….
Birazdan gideceğim sınava. Olursa güzel olacak. Olmazsa da güzel olacak:)