SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Üşenmeden Ocak 31, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:16 am

Hiç üşenmeden, sanki yıllardır bunu yapmayı bekliyormuşum gibi evdeki cd çöplüğüne el attım. Yıllardır kopyalanıp bir kenara atılmış, ne idüğü belirsiz cd’lerin içlerindeki dosyalara tek tek baktım. Üstlerine yazdım isimlerini. Çocukların animasyonlarını da bir kenara ayırdım. Ama o kadar çok dreamworks yazısı gördüm ki film başlarında, birden o filmlerdeki en sevdiğim karenin ayda oltasını sallandıran çocuk olduğuna karar verdim.
 

Söyle canım Ocak 31, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:07 am

Keyfini çıkartıyor sonuna kadar. Ben de :) Geç yatma, geç kalkma, öğle yemeklerini çoluk çocuk yiyebilme, evde sürekli koşan birileri, çok yorulduğumu hissettikleri an birbirlerini oyalamaları, yerde sürekli boya kalemlerinin olması, 2 yaşında bir çocuğunun daha başlangıç ekranında Sims diyerek sevinmesi…İyi ki kar var birde . Güzel dekor oldu sömestir tatilimize.
 

Rüzgar Ocak 29, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:16 pm

Acayip bir rüzgar var dışarıda. O kadar da beyaz ki gözümü alıyor pencereden bakınca. Bugün misafirlerimiz vardı. Üç çocuk ve bir anne. Çocuklar benimkilerle beraber beş ettiler. Film seyrettiler. Mısır patlattık. Makarna partisi yaptılar salonda. Biz de başbaşa verip mutfakta örgü ördük. Müzik dinledik. Çay içtik. Çocukları topladı gitti arkadaşım. Bir Kaplumbağa kaldı benimle. Onun da uykusu gelmişti. Yattı uyudu. Ben de evdeki günlük işlerimi bitirip burdaki günlük işlerime başladım:) Yaşasın yalnızlık.

Posted by Picasa
 

Çocukluk- kelime oyunları Ocak 27, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:28 am

Hangi kelimelerle düşünür, hayal kurar, kızar ya da içinden ağlar ki insan çocukken? Ya da güzel gelen bir karneyi salonda yemek keyfi yapıp kutlarken içinden hangi kelimelerle güler bir çocuk? Ya da bir çocuk ne zaman anne olur? Bir anne ne zaman çocukluğunu geride bırakır? Bilemedim. Anne oldukça çocuk oldum.
 

10.yaş Ocak 27, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:15 am

 

kelime oyunları- evlilik Ocak 16, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:42 pm

I-
Halatları attık. Çoktan şişti yelkenler.
Evimizi gemi yaptık. Denizde yaşamayı öğrendik geçen 12 yılda. Açıldık gidiyoruz şimdi. Tek başımızayız.
Kalabalıklar üşüşünce sallanıyor tekne. Hoşumuza gitmiyor. Açık denizleri de herkes sevmiyor zaten.
Çok ıslandık. Çok fırtına gördük. Limana sığınıp öylece beklediğimiz de oldu. Tekne sallanırken birbirimize tutunmak yerine saldırdığımız da. Ama… değdi.
Ev arkadaşlığı soslu hayat arkadaşlığı en güzel açık denizlerde yaşanıyormuş kimsesiz.
Gelip geçici martılar gibi çocuklar. Şimdilik simit atıyoruz. Güvenli limanlardayız.

II-
O kadar istedik ki biz denize açılmayı, sade bir nikah törenimiz olsun dedik. Gelinliğimi beş dakikada seçip aldım. Kuaföre gidemem ben dedim. Çıkınca tanımaz beni sonra Maşuk dedim. Kendim toplayıverdim saçlarımı. Maşuğun en sevdiği ruju sürdüm. Gözlerime kalem çektim. Hazırım dedim. Çıktık. Nikah kıyılırken memurun akrabası trafik kazası geçirmişti. Telefonda konuşurken kıydı nikahı. 3-5 ay sonra fark ettik. Stüdyoda bulutlar önünde fotoğraf da çektirmemişiz hiç. Hala da yoktur. Amaaan derim hep. Bir ara çoluk cocuk toplaşsak da giysek gelinlik damatlık, gidip çektirsek fotolarımızı. Zaten yeni başladı evliliğimiz bizim:)

Posted by Picasa
Foto: Aktris’in Ulaşım Aracı konulu proje ödevi- Paspartunun Balonu:)
 

Ev hali Ocak 15, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:58 pm

Posted by Picasa
 

serçeler Ocak 14, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 6:16 pm

Posted by Picasa
 

Serçe Ocak 14, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:04 pm

Çıtır çıtır günler. Dokununca tuz buz olacakmış gibi. Cam gibi de keskin üstelik. Elini yüzünü kesiyor. Bir hafta evdeydim. O kadar iyi geldi ki. Aylarca eve kapanasım var. Herşey Mutluluk filmiyle başladı zaten. Maşuk dedi ki iş evimizi tekne yapmakta. Gülümsedim. Ama önce denizde yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor tabi. Kimsesiz. Sonra da açılıp gitmek lazım. Ben evde çok iyi hissediyorum kendimi. Günlerce çıkmamak, insan yüzü görmemek bazen güzel geliyor. Evde bir gün bile duramam asla diyemiyorum. Bir kere çok korunaklıyım. Seçici olabiliyorum:) Kafama göre yaşayabiliyorum. İstediğim saatte istediğim gibi giyinebiliyorum mesela. Bunu da büyük bir özgürlük olarak görüyorum ne yalan söyleyim. Sonra istediğim gibi hayal kurabiliyorum, düşünüp durabiliyorum, uyuyup uyaniyorum vs vs vs. Geçici çalıştığım dönemde çalışmak iyi gelmişti ama o kadar çok insanı görmek de bende biraz insan zehirlenmesi yaratmıştı. Tek başıma olmayı çok sevdiğimi fark ettim. Gayet de sosyalimdir ama sanırım sosyallikten çok çelişkileriyle yuvarlanıp giden bir insanım:)

Aktrisin doğumgünü yaklaşıyor. 10 yaş olacak artık. 10. Ne büyük bir yaş. Çift basamaklı sayılara geçiş. 10 yaşımı hatırlıyorum ben. Düşündüklerimi, kızdıklarımı. Daha da panikliyorum o zaman. Bildiğin koca adam gibi yani.

Dün en yakın arkadaşıyla bizdeydi. Evde serçe sürüsü var gibiydi. O yaşta nasıl da şakıyor insan. Serçe sürüleri gibi koşmalar, ona buna gülmeler saatlerce. Gıpta ettim:) Bahçedeydik bir ara. Fotoğrafınızı çekeyim mi dedim. Bana poz bile verdi serçeler:) Poz çıkmamış eda da uyardı. Naaptıysam olmadı yayınlayamadım. Bir sonraki yazıya ekliyorum.

 

Elma armut dedim çık! Ocak 7, 2008

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:50 pm

Geveze Kalem sobeledi beni taa ne zaman. Ben ancak yazabildim. Bugün hatta ilk defa yatay konumdan dikey konuma geçebildim. Belimi sakatladım. Maşuk çorabımı giydiriyor, yatırıyor, kaldırıyor beni.

1- Blog yazmaya ilk ne zaman başladın?
İşi bırakmıştım. Evde yeni bir hayat kuruyordum. Kaplumbağa daha 2 kilo bile olmamıştı. 23 saat uyuyordu. Bu arada ben de Su gibiyi okudum, tozbezini okudum. Tozbezi bilmez ama bir yazısında sardunya kelimesi geçiyordu. Çok da severim dedim. Sonra Yasemin’i okudum. Kendimi çok iyi hissettim. Birden başladım işte. Plansız programsız amaçsız. Yazdıkça iyi geldi. Okundukça da hoşuma gitti.

2- Belli bir çizgi? İçinden geldiği gibi?
Tabi ki içimden geldiği gibi yazmıyorum:) Hiçbir geometrik şekle de bağlı kalmıyorum. Ama illa çizgi olsun denirse yamuk yumuk olmasını tercih ederim. Tüm hayatların yamuk olduğuna inanıyorum. Ya da en güzel hayatların diyelim:)Ama içimden geldiği gibi yazdığımda sonra ben bile anlayamadım okuduğumda:) Fakat yakın zamanda şahane bir şekil yapmayı düşünüyorum. Burda veya başka yerde. Maşuk’la ortak bir blog yapacağız. Diyaloglarımızı çocuklara saklamak için. Neden biz böyle olduk diye bize sormasınlar diye:)

3-Blog yazmak için feragat ettiğin şeyler var mı?

Var tabi ama her zaman değil. Yazı yazma isteğim nikotin müptelalığı kıvamına gleince elbette feragat ediyorum. Bazen de değmez şimdi şunu bırakmaya falan diyorum. Zorla oturursam da yazamıyorum zaten.

4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı ?

Valla bazen eğlenceli ama bazen yazma aralıklarım yazma isteği sıklıklarıma yetişemiyor. Bazen zorunlu oluyor ama o zaman da birşey çıkmıyor :)

5- Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?
Fantastik cevap: Buraya kadar!!!! :) )))) (allahım kaç gündür bunu yazmak için sabırsızlanıyordum ne yalan söyleyim. Meğer bu soruyu bekliyormuşum bırakmak için)
Gerçekçi cevap: Bilmiyorum ki. Hiçbir fikrim yok.

Bir de zeytinyağı cin’i sobesi var ki pek keyifli:
”Eğer her gün kullandığınız zeytinyağı şişenizin kapağını açtığınızda içinden bir cin çıksaydı ve hayatınızda memnun olmadığınız bir şeyi değiştirebileceğini söyleseydi, neyi değiştirmesini isterdiniz?”

Göbeğimi:)
Ya da mesela ayaklarımla alkış yapabilirim ben. Bu becerimin yerine hayatımda memnun olmadığım şeyleri değiştirebilme becerisini vermesini isterdim.

Sobeeeeee! Geveze Kalem:) Mormermaid:) Tavşan:)