SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Sıradaki… Aralık 30, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 7:34 pm
Eskiden ayağa kalktığım bile olmuştur geldiğini duyunca. Ceketimi iliklediğim, süslenip püslendiğim, hazır ol’a geçtiğim, yedi düvele duyurduğum, birşey yapmayacağım diye karar alıp yine de kıpır kıpır olduğum, günlerce hazırlandığım….

Şimdi ise gidene kapıyı açmayacağım. Geldiği kapıyı biliyor. Yeni gelene de bir zahmet yol göstersin:) Ev sahibi olarak layıkıyla ağırladım. Allah var o da hakkını verdi misafirliğinin. Pek güzel muhabbet ettik.

Tek söyleyeceğim 2008 için:

“Sıradakiiiiiiiii!”:)

 

son düşünceler Aralık 24, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:46 pm

Azıcık açılayım dedim. Allahım bir gürültü patırtı. Sanki kafama birisi seni başkasına nakledeceğiz toplan dedi de onda da her işi son güne bırakma alışkanlığından dolayı bir son dakika telaşıyla oraya buraya çarpma, iki lafı bir araya getireyim derken beş lafı kaldırımdan, üç lafı market rafından toplama. Kafam taktı kafaya:

- Çocukluk insanoğlunun sahip olduğu olabileceği en büyük lüks sanırım. Yok öyle bir dönem daha. Üstelik nasıl bir lüks, nasıl bir rahatlık ve de en büyük özgürlüğünü yaşarken farkedemeyecek kadar gerizekalı olman ne büyük kayıp:))) Ciddi bir salaklık olur ya hani çocukken, ama sen buna saflık bile diyemeyecek kadar bilgisizsindir:) Öyle işte. Lop et gibidir çocukluk ama lop et halinden daha özgür olduğun bir dönem de olmaz hani. Belki de dedim içimden allah insana hayata başka türlü hazırlayamaz. yani hayatın başlangıcı öyle güzel bir dönem olmazsa 10-11 yaşında patır patır intihar eder insan. Önce gözün kör oluyor işte hayatın başında. Açıldığında da iş işten geçmiş oluyor. Bir yerlere çoktan kök salmış oluyorsun ve hatta kendin başka çocuklarla tutunmuş oluyorsun hayata. Sıkıysa çek git:) Bunlar sadece bir kısmı çocukluk- salaklık- hayat rüşveti hakkında düşündüklerimin.

- Bu kadar insan bayram öncesi istifleme doldular zaten alışveriş merkezlerine. Sonra bayram günü kimse olmaz diye iki dakika uğradık. Şaşırdım kaldım. O kadar adam alışverişmerkezindeyse kimler bayramlaştı? Hiç mi geleni gideni yok bu kadar insanın? Yalnız insan alışveriş merkezinden ne alır da avunur? Anlamadım ki.

- Bansk’yi keşfettim. Çok mutluyum. Çok.

- Dışarıda çalışmanın daha az yorucu olduğunu keşfedeli altüst oldu kafam:)

- Şimdi baktım da maddelere. Öyle pek de çok şey düşünmemişim ama bir düşünce de parmağımla oynaya oynaya kocaman yapmışım galiba delikleri.

-

 

Açık Aralık 18, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:44 pm

Sandalla açıldım. Saçılmadan geri döneceğim.

Foto: Temmuz- Güney- Sardunya

Posted by Picasa
 

İki bir de ben üç ettik:) Aralık 18, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:35 am

Bir baktım okuyor beni. Öyle böyle değil satır aralarını falan da okuyor. Ya da ben boşluğa mızrak attığımı sanıyorum, bir bakıyorum mızrak onun göğsüne geliyor. Tanımam. Bilmem. Görmedim. bulduğu ismi sevdim önce. Aylardır soruyordum içimden neden yazıyorum diye. Onun kendine bulduğu isim benim sorumu yanıtladı haberi yok. Gidip gelip okuyorum onu. Susarak okumak çok keyif veriyor ama o sanıyor ki çalmıyorum kapısını. Perdesinin arkasına saklandım haberi yok. Üstelik salonuma gelip gidiyor diye daha özenli tutuyorum etrafı. Derleyip topluyorum. İyi ki buldum. İyi ki yazıyor. İyi ki denk düştü hayatıma.

Bir de çınarım var benim. Dün bahsettiğim falan değil. Düpedüz içimdeki dekorasyonun en nadide parçalarından. Hatta en eskilerinden. Çınar dediysem cidden korunması gerekenlerden. Öyle bir dostluk ki yıllarca hayatlarımızın ayrıntılarını merak etmeden yaşadığımızı bilmek yetiyor bize. Koruma altına aldım seni. Haberin ola:) Dün aradı beni. Yorum bırakmak istiyorum dedi. Okuyorum dedi. Kızın saçını mı boyadı dedi. Doğru oku dedim. Saçını boyayan artiz, benim kızımsa aktris:) dedim. Konuşamadım. Kapattık telefonları. Belki yine aylarca aramayız birbirimizi ama insanın gözleri hep mi birbirinin üzerinde olur:) Olurmuş. İyi ki var.

 

kısacık Aralık 17, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:04 pm
Şimdi ben oturup öyle bir yazı yazsam ki mesela… herşeyi birden anlatabilsem kısacık yazarak. Mesela kısa ama verimli iş hayatımın yarın itibariyle bittiğini,
aldığım nefesle evde farklı nefes alma teknikleri geliştirebileceğimi,
saçlarımın kısacık kesilmesi ile bir ünlü artizin saçlarını kısacık kestirip siyaha boyamasıyla eşzamanlı olmasına sinir olduğumu ama herşeyin tesadüf olduğunu,
bayram telaşlarına pek anlam veremediğimi ama yine de sevdiğimi,
okumayı çok sevdiğim bir blog yazarının ısrarla beni yok saymasına içerlediğimi ve hatta bu satırları okumayacağını bile bilmenin bende tuhaf ve bir o kadar da gereksiz bir üzüntü yarattığını,
diğer taraftan hayatımın hiçbir alanı ile uzaktan yakından profesyonel olarak alakası olmayan reklamcılık ve pazarlama ile ilgili blogları okumaktan inanılmaz keyif duyduğumu,
çınar gibi zannettiğim ve koruma altına aldığım çınar gibi dostluklarımın bazılarının çatır çutur utanmadan ve üşenmeden kendi dallarını kendi estirdiği rüzgarla kırıp sonra da dönüp yüzüme anlamsızca bakmasına şaşırdığımı,
ev hayatımda dış dünyaya karşı korunaklı kalmanın ve kendi çizdiğim sınırlarla kendi topraklarımda bazen oligarşi bazen de anarşi ile kendimi yönetmenin hazzını özlediğimi,
maşukun yeni saçları ile beni ne kadar etkilediğini yazmazsam haksızlık yapacağımı düşündüğüm için bu satırı yazdığımı
kısacık anlatabilseydim.
Yapamadım.
 

Çok amaçlı tarih Aralık 13, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:57 pm

Yerli malı haftası neden güncellenmiyor ? Küreselleşme Karşıtı Eylem Haftası olsa daha çok ilgi çekmez mi?

Oğuz Atay gideli kaç yıl oldu? En çok tutulan kitabının Tutunamayanlar olması kaderin kelime oyunları severler derneği şubesinin bir kataküllisi mi? Katakulli nasıl yazılır?

Kaplumbağa kendi kendine haydi tuvalete deyip çişini lazımlığa yaptı ya benim onca telkinimi takmayıp tamamen kendi kotnrolündeki bir zamanlamayla? Bireyselleşme ana- babaya karşı yasaklansın mı?:) Bir de bu çocuk denizyıldızına artık anne yıldızı diyor:) Çok hoşuma gidiyor:)

Bugün yine başım efil efil esiyor. Çok kısa kestirdim saçları yine. Ama yaz değil ya, en azından kulaklarım yanıp soyulmayacak bu sefer:)

Acil fotoğraf çekmeli. Yağmur ve parklardaki ağaçları kaçırmamalı.
Kelime oyunlarında siyah renkli kelimeler seçilince yazamadım, rengarenk kelimeleri beklemeli.
Öyle işte. :)

 

Dön dön kelebek Aralık 10, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:31 pm
Şimdi ben geçici olarak bu işe başladım ya. Şunu fark ettim. (Anlatması zor olduğundan gereksiz bir sürü bağlaç, edat artık allah ne verdiyse yerli yersiz kullanabilirim.) Hani her geçen gün hızlanıyordu ya benim günlük akışım, debim, ritmim her neyse. Şimdi çalan ritm Otomatik Portakal’daki beyin yıkama ritmi ile Temel İçgüdü’deki gece kulübü sahnesindeki müziğin ritmine benziyor. O kadar hızlandı ki bir yerden sonra çok hızlı dönünce olduğu yerde duruyormuş gibi görünen tekerlekler gibi olacak:) Yani şu anda halla sallanıyoruz ritmle. Ama bir sonraki basamakta eğer ritm birazcık daha artarsa öylece duracağım. Anlatabildim mi bilemedim ama umarım ileride olur da dönüp okursam yazımı dilerim hatırlarım neleri kastettiğimi. Ya da ağaç gibi durup öööylece bakarım yazdıklarıma:)))

Kaplumbağa iki kelimeyi bir araya getirmeye başladı. Çok gülüyoruz. Denizatı, denizanası v.b denizle ilgili tüm isimleri benim zannediyor. Muhtemelen benim bir atım olduğunu düşünüyor. Ömür boyu da etki edecek bilinçaltına eminim:))) Belki de denizatlarına karşı hep zaafı olacak ne bileyim:)))) Hoş, bunun kendine ya da denizatlarına ne faydası olur bilemedim.

Haftasonu Aktrisle başbaşa alışverişe çıktık. Ve de gördüm ki 35 numara terlik bulmak kadar zor birşey yok ayakkabı alışverişinde. Küçük desen küçük değil büyük desen büyük değil artık. Hoş, benim ömrüm bu duyguyla geçiyor ya neyse:))))

Prematüre bebekler için yapılan işlerimiz hızla büyüyor. Bir dernek kuruluyor. İritbata geçtiler bizimle. Çok güzel şeyler olacak. Biliyorum.

Ben bir de bugün, sabah Maşuk’la tarfik sıkışık diye taksiden aşağı atlayıp yürüyerek işe gelirken, ıslak kaldırımlara yapışmış kuru yapraklara baka baka sohbet ederken yine nefes mi aldım ne:)))

Kişisel tarihime not: Bu yazı bir işyerinde yazılmış ilk blog yazım. Ne işime yaracak bu bilgi onu da bilmiyorum ya:)))
 

Aralık 7, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:22 am

Bugün sabah hava farklı koktu. Sanki herkes bana bakıyordu. Telefonum çaldı mesela. Utanarak konuştum, çaktırmadan da gülümsedim. Elim ayağım birbirine dolaşır sandım. Dolaşmadı. Düşmeden yürüyebildim. Herkes ayak ucuna basarak camını tıklattı kah telefonumun kah monitorun. Selam verip gittiler.

Dışarıda yağmur yağıyormuş. Islanmışım. Fark etmedim yürürken. Sonra kaç yıllık o kapıdan girdim içeri. Geçtim masaya oturdum. Yazmaya başladım. Yazdıkça da kaldırımla bağlarını sündüre sündüre koparıp bir ayakkabının altında gezmeye giden sakız gibi hissettim. Sündükçe sündüm. Hem kopmak istedim hem kaldırıma yapıştım sımsıkı.

Ben bugün sanki ilk defa kendim için birşey yapıyormuş hissine kapıldım. Kendimi hissettim. Vay be dedim. Hoşgeldin dedim:)

Ben bugün sabah Aktrisi okula gönderip Kaplumbağa’yı ilk defa evde bırakıp sabah Maşukla kolkola işe gittim….

Foto: Öyle işte… ilmek ilmek ilmek ilmek ilmek

Posted by Picasa
 

Ding dong ya da zıırrrr yad a cik cik Aralık 4, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 6:04 pm


Mesela şimdi ben günün en olmadık saatinde yazıyorum ya… Sen de şimdi yoldasındır ya. Geliyorsundur ya. Birazdan kapıyı çalacaksın ya. İçimdeki ziller ondan:) Çın çın çın çın.

Foto: Sen-ben-aktris-kaplumbağa-sisin bastırdığı gece- eve dönerken- radyoda aktrisin istediği şarkıları dinlerken-arka koltukta çocuklar uyurken.

Posted by Picasa
 

Aralık 3, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:42 am

Bu sabah


Dün gece

Suskunlar bitti. Susasım var. Aktığım her kabın şeklini almaktan yorulmayan bir su olmaya devam edesim var…
Bu sabah uzun süre sonra makinemi elime aldım. O kadar çok fotoğrafını çektim ki Kaplumbağa’nın… Parmağını emerek keyif yapmasını unutmamak istiyorum. Sonra bir de kendimi hayata bırakmak istiyorum. Birşeyler yapmak istiyorum ama bunun için şimdilik sadece kendimi dinliyorum. Kendimi bırakmadan önce karnımı çelik kaplatmak istiyorum. Yumruk yediğimde artık sarsılıyorum.

Posted by Picasa