SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Uykusuz her gece Eylül 26, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:58 am

Feci bir uykusuzlukla boğuşuyorum. Sonra da gündüz sersem sepelek oluyorum. Dün gece o kadar uyuyamadım ki sabah değil yürüyüşe gitmeyi koltuktan kendimi kazımaya bile gücüm yetmedi.

İnsan uyuyamayınca ya da diyelim sabahın 3′ünde gözlerini birden, filmlerdeki gibi, kabus görmüş de gördüklerine inanamamış gibi açıp baktığı yerin tavan olduğunu idrak ettikten sonra yapacak değişik şeyler bulabiliyormuş. Mesela gecenin sessizliğinde daha da sessiz olan tuvalette kitap okumak. Hem de Perihan Mağden. Hem de travmatik bir anne-kız ilişkisi. Okurken de kafasından filmini çekebiliyormuş.

Sonra odalardan gelen öksürük seslerini dikkatle dinleyip çocukları uyandırmadan önce kızın odasını mı kolaçan etmeli oğlanınkini mi diye ikilemde kalıp önce kızını sonra da oğlunu kontrol edebiliyormuş. Ve hatta mutfakta ballı süt hazırlarken sabahın 4′ünde Kaplumbağa’ya, cezvede kaşık sessizce nasıl çevrilmeli sorusunun cevabını bulamayacağını farkedebiliyormuş.

Ve de uykusuz her gecenin sabahında sanki çakırkeyifmiş gibi sallana sallana evin içinde yine aynı sessizlikle, yapacak onca iş güç varken, inatla ve sabırla pencere önlerindeki çiçeklerin solmuş yapraklarını temizleyerek gerçekten uyanabildiğini anlıyormuş.

——
Çocuklara saçmasapan, son derece manasız bulduğum bir öksürük musallat oldu. Şaman anne olmanın zamanı geldi sanırım. Ota böceğe sarmalı yine, en uygun ilaçları yapmalı. Kimyasalların ne yapmadığı ve ne yapamadığı ortada. Kimyasallar deyince Emelimle severek isimlerini Türkçeleştirdiğimiz (Emel! Özledim!) Kimyevi Biraderlerin balıklı klibinde en çok akvaryumdaki bir balığın diğer balığa “Biliyor musun? Japonya’ya gidebilirim” demesine gülüyorum/hüzünleniyorum.

—-
Benim burcum Başak. İçimde yıllardır çözemediğim muammalardan dolayı Başak olmadığıma inanırdım yıllardır. Kesin bu işin içinde bir hata var derdim. Sonra Web’de buldum Başak kadınlarını anlatan bir yer. Sarı saçlı, uzun tırnaklı kadın anlattı Başak kadınını. Ne de güzel iki üç cümleyle analiz edip yorumladı benim yıllardır kavrayamadığım iç bölünmemi. Vay be dedim. Boşuna inanmıyor insanlar.


Seviyorum alakasız konudan konuya atlamayı. Kafamin içi de hep öyle zaten. Bir oraya bir buraya laf atıp durur içsesim. Bak şimdi merak ettim. Ruhum gidince içsesim yasını tutacak mı? hiç altyazı olası geliyor mu içsesimin? Sağır olsaydım kafama göre içses beğenebilir miydim kendime?

Galiba uyumalıyım.

 

Nasıl yani Eylül 24, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:57 am

Neden oluyor bilmiyorum ama gün içerisinde rastgele bir işin peşindeyken, ya da öylece taş gibi otururken kafamdan öyle cümleler geçiyor ki, öyle çağrışımlarla öyle yerlere gidiyorum ki…. unutmayım diyorum. Yazayım diyorum. Ama sonra hiç hatırlayamıyorum. Nerelere gider ki kafamdan kaçan cümleler allahaşkına. Hayır bir de pek afilli oluyorlar böyle süslü süslü. Toplanıp düğüne derneğe mi gidiyorlar nedir?

P. Mağdenimin yeni kitabına başladım. Sarstı.
Aktrisin ödevleri başladı. Dün Fen çalıştık. Kısa kemik sorusunu yapamadım:)))
Kaplumbağa ollleeyyy demeyi öğrendi.
Maşuk hala zayıflıyor. Ben de yeniden başladım disipline:)

Bak işte. Bir şu cümlelere bak. Bir de aklımdan kaçan fikirlere. Öyle işte.

 

Benimki sade olsun lütfen. Eylül 22, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:48 pm

Güzel, huzurlu, sakin bir gün bugün. Aslında kalabalığız ama herkes tek tek bugün evde. Oda oda ayrıldık. Birtek Maşukla ben salonda çift kişiyiz. Şimdi Maşuk şekerleme yapıyor. Kızlar odalarında makarna keyfi. Kaplumbağa derin öğleden sonra uykusunda şarj oluyor. Ben de salona ütü kampı kurdum. Sadeliğin dibine vurduğumuz günlerden biri. Ondan mıdır nedir bu huzur? Böyle bitsin bugün.

Fotodaki gülde sonbaharın son hediyelerinden işte.

Posted by Picasa
 

Bugün mükemmel bir gün olacak. Bugün olmazsa yarın olacak.* Eylül 21, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:13 am

Bu öyle bir kart ki… öyle böyle değil hani. Çok seviniyorum onu tanıdığım için.

Posted by Picasa
“Veli: Dost, arkadaş, yardımcı, birinin işini üstlenen, yönetici, ermiş kişi. Çoğulu evliya.”
Bugün Veli Toplantısı var. Merak ettim neymiş bu Veli diye. Ben olmadığım kesin.
Bugünün gaza getiren şarkısı MJ’nin Bad’iydi:))) Bir de Genesis’in I can’t dance’i. Fena gaza geliyor insan yürürken. Teyzeler bu sefer yanlarından uzamış hırkalarının sarkık ceplerine ellerini sokup yürüyüş parkurunda yürümeye devam ederek spor tarihine yeni bir imza attılar. Ben yine bağıramadım göğüs yumruklama aksiyonu eşliğinde. Napalım. Başka bir şarkıya artık. Kısmetse:)
*Onları dinlemek çok eğlenceli. Kendi kendine gülüyorsun parkta. Sonra gülmene gülüyorsun. Öööyle sürüp gidiyor işte.
 

Altın Günü Eylül 20, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:19 pm

“Hani bienal kovalayan, konser konser seğirten, film ekimlerine gömülen biri de olmadığım için, bu boş zamanlarımda içli köfte yemek istiyordum. Hâlâ da isterim. Aranızda çalıştığı işini bırakıp mahalle karısı olmaya özenen arkadaşlar olduğunu gayet iyi biliyorum. Hadi beni yalnız bırakın; hadi beni sırtımdan vurun ve şöyle deyin: “Aaa, kat’iyen değil, ben kesinniknen öyle günlere münlere gitmez, evde hobimi yapardım, bienale giderdim, sinema koltuklarını aşındırırdım, sergi manyağı olurdum” deyin. Kaç tane çalışan arkadaşım varsa işi bırakıp mahalle karısı olmaya karar verdiler ama sonra cesaret edemediler. Benim bunun için işi bırakmama da gerek yok, tek ihtiyacım olan şey çevre kollamak. Acaba apartmanda var mıdır gün yapan? “

“Durun, henüz uykuma doyamadım, henüz daha doğru düzgün rüya bile göremedim, lütfen, bi dakka bi dakka, bi saniye, bişey söyliycem, bi saniye… Ben birazcık daha uyumak istiyorum. Dün sabah saat çaldığında en son okul zamanında yaptığım ‘beş dakika sonraya saat kurma’ işini yaptığıma inanamadım. Bir yandan uyuyor, bir yandan da göz yaşlarım yastığa damlıyordu. Erkin Koray acaba doğru mu yaptı?”

Güzelllll:) Burda

Posted by Picasa
 

Dım dım dım dım dım dım Eylül 19, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:48 am

Bu sabah taktım yine kulaklıkları, haldır huldur yürürken… birden…. radyoda Bon Jovi çaldı:))) Hem de you give love a bad name:)))) Yürüyen bir insanoğluna bu yapılmaz ki. Parkın tepesinde göğsümü yumruklayarak Acı yooooook diye bağırmak istedim. Baktım mahallenin sabahın köründe yürüyüşe çıkabilecek kadar maharat teyzeleri istiflerini bozmadan üçerli sıralar halinde salına salına hem dedikodu yapıp hem de yürüyüş yaparak vicdan rahatlatmaya devam ediyorlar, boşver Sardunya dedim. Kafama kapşonu çekip davullar eşliğinde yürümeye devam ettim:))))

* Fotoğrafı sırf Kaplumbağaların da uzun kirpiği olur tezimi unutmayım diye koydum. Yazımla elbette alakası yok.

Posted by Picasa
 

fıkır fıkır Eylül 18, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:06 pm
Ne bu şimdi? Durduk yere içimin kaynaması? Fokur fokur fokurdayıp taşmasın diye beni uğraştırması:) Hayır. Kaç yıl geçmiş, şimdi ne bu iç kayması. Birbirimizin derisi gibi olduk. Yetmedi bu aralar o benim sağır kulağım ben de onun görmeyen gözü oldum. Maşukla yavaş yavaş evrim geçirip çoluk çocuk matruşkaya dönüştük. Çocuklar doğduğunda kesildikçe göbek bağları, onlara inat kendimize yeni göbek bağları ördük. Durduk yere bu yazı. Sebebi yok. Sırf içim kaynadı da sana doğru aktı diye işte.
 

Adım adım Eylül 18, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:19 pm

Adım adım başladım bu sabah. Aktrisi servise bindirdikten sonra taktım kulaklığı. Sonra “Uygur adııım manş”. Çocukken bu cümleyi anlayamazdım. Meğer uygun adım marş’mış galiba:) Mahalle arasında uyduruk kıytırık ama bence son derece işlevsel bir yürüyüş parkuru. Isındıktan sonra yürüdükçe bir de havaya girdim. Sanki Olimpiyatlara hazırlanıyorum:) Baktım yoruldum. Ev Olimpiyatlarının açılışına yetişmek için koşa koşa eve döndüm:)))

Posted by Picasa
 

Hoooo jeeeeee* Eylül 17, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:40 pm

- Sezonu açtık. Bilişim Teknolojileri diye bir dersimiz bile var:)
- Sol kulağım günlerce öttü. Sonra uğuldadı. Ağrıdı ve bugün kullanıma kapattı kendisini.
- Kaplumbağa gizemli bir hastalık geçirdi. Test sonuçlarını alana dek hastalık da geçti zaten:)))
- Yeniden düzene giriyor hayatımız. Mutluyuz:)

Ama ben bir ara ayağımı uzatıp kitap okumak istiyorum. Bir de parkta fotoğraf çekmek.

* Telefon zilim

Posted by Picasa
 

ipe un ser Eylül 11, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:36 pm

Latince gibi “ipe un ser”
Birşey daha farkettim
İnsanoğlu dili öğrenirken önce soru eklerini mi öğreniyor acaba?

Ben: Geldin mi Kaplumbağa?
Kapluş: Geldim

Ben: Gördün mü? Tamam mı? Söz mü?
Kaplumbağa: Gördüm. Tamam. Söz.

Bu diyaloglarda Kaplumbağa henüz söz’ün ne anlama geldiğini falan elbette bilmiyor ama şaşıyorum o soru eklerini ayırıp ana kelimeyi kullanıp bana cevap vermesine. Hoş ben televizyonun ve hatta telsizin bile nasıl çalıştığına hayret ediyorum. Bir de Aktris’in ayaklarının 33 numara olmasına:))) Şaşır şaşır bitmez bu hayat:)