SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Platonik Temmuz 30, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:17 am

Dün gece çektim.

Baktım. Baktım.

Bizim kırık dökük sokak lambasının derdini anladım.

Aşık olmuş. Bakışıp durdular.

 

kapı arası Temmuz 27, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:00 am

 

Ben bugün Temmuz 27, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:44 am

O kadar yoruldum ki, ayaklarım ağrıdı. Soğuk suyu leğene doldurup ayaklarım suda F.Düzağaç konseri dinledim:) Baktım Aktris de geldi. Onun da ağrıyormuş tabi ayağı. O da önce batırdı ayakları, sonra yanıma kıvrılıp uyudu. Hala saçlarını okşayabilmek ne büyük lüsk aslında. Üç beş gün yad a ay ya da yıl (ne fark eder) sonra çekip gidecek yanımdan ya… Turşusunu kurup bazen mutfakta saklayasım geliyor Aktrisimi.

Sonra bugün Kaplumbağanın iftiracılığa ilk adımını attığını gördük. Aktrise vurmuş. Aktris bana seslenince hemen kanepeye oturup tv izliyor numarası yaptı. Hatta abartıp ajitasyonu baş parmağını bile emiyordu. Allahsız tosbağa deme vakti geliyor herhalde bu Kaplumbağa’ya:)

Bir de kafayı buzlu çaya taktım bugün yine. İçine karanfil ve kabuklarıyla limon da attım. Şeftali bitmişti. Dün şeftali parçaları da koymuştum. (bu da benim verip verebileceğim yegane tariftir herhalde. İnsan bu kadar mı yeteneksiz olur. Hem bu tarif de benim gibi mutfak  özürlüler için kızılay meydanı, postane önü gibi kutsal buluşma yeri olan portakal ağacından alınma:)

En önemlisi ben bugün yine uykusuzum. Günde 3-4 saat uyuyabiliyorum. Aslında saatlerce uyumak istiyorum gündüz. Bir bakıyorum gece olmuş. Ben yine balkonda baykuş.

“Git” okumak, hem de sıcakta dört duvar arasında okumak nasıl güzel geliyor bünyeye…

 

şak diye geçti – bir nevi rüzgar gibi:) Temmuz 25, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:57 am

Yazmak istemiyordum bir ara. Şimdi şak diye geçti o isteksizlik. Habire yazmak istiyorum. Fiziksel bir tepki veriyor önce vücudum:) Midem sanki vakumlanıyor. Sonrasında basınçla şişiriyorlar. İşte tam o anda ya yazacağım ya da patlayacağım. Mesela bugün – aslında dünden beri şişiyor midem. Benim kafamın almadığı, midemi şişiren de şu:

Eşitiz, insanız, yaşasın demokrasi derken şimdi neden bu halkın yüzde ellisi aptalmış, cahilmiş deniliyor. O yüzde ellinin içerisinde değilim. Oyumu iktidara vermedim, muhalefete de. Ama gücüme gidiyor insanlara cahil denmesi. Aptal denmesi. E aynı aptal halkla yapılmadı mı kurtuluş savaşı, devrimler. Küresel ısınmayla toplumsal zeka düzeyinde de mi erime oldu? Bu insanlar en son ne zaman  sözlüğe baktılar demokrasi ne demek diye. Kendimi sağ duyuya çağırıyorum, yoksa midem patlayacak:)

Bir de insan sevgisi ne zaman yeniden hortlayacak….

ekleme: yazıyı yazdım, bitirdim. Dayanamadım. Yeniden geldim yazmaya. Seçim sonucunu beğenmeyen halka saydırmış. Aynı halk bütün o eski partileri bir önceki seçimde silerken herkes vay be dememiş miydi? Ben mi balık hafızalı oldum? Nasıl sildiler dinazorları sahneden diye. Pardon doktor bey ne dediniz? evet, tam şurda bir şişkinlik hissi var. Hmmm, demek mide orası. Peki.

 ekleme2: Aynısı oldu. Yeniden geldim:) Bu arada baktım Radikal güzel yazmış. İsmet Berkan ise noktayı koymuş:

Bakın, beklenen oldu, bazı yazarlarımız ve politikacılarımız kendi kafalarında yarattıkları ‘gerçek’e öyle bir inandılar ki, GERÇEK Türkiye onunla uyuşmayınca çareyi halkı kötülemekte, onu cahil, hırsız, hain ve satılmış olarak suçlamakta buldular. Bu ruh halininin psikiyatride bir ismi var, izin verirseniz onu yarın yazacağım.
* * *
Bu seçim de gösterdi ki, Türk basınının, özellikle de tarafgirlikte sınır tanımayan köşe yazarlarının yansıttığı Türkiye ile gerçek Türkiye arasındaki mesafe çok ciddi biçimde açılmış.
Biz gazeteler olarak bu mesafeyi bir an önce azaltıp makul bir seviyeye getiremezsek korkarım siyasetçiler tarafından bile ciddiye alınmaz hale geleceğiz.

 

Güzel Temmuz 24, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:14 pm

Çok güzel oldu hayat artık Kaplumbağamız için. Çünkü dillendik. Çünkü ağlamak tek kelimemiz değil. Bazen tek silahımız olabiliyor ama etrafta bizden önceki nesilden bir ebeveyn yoksa onu da halletmek zor olmuyor.
Bir havai fişeklere bir de uçaklara bayılıyoruz. Her akşam gökyüzünde uçak arıyoruz.
Aktris de UFO’lara merak sardı. Geçenlerde Side’de bir akşam çığlık çığlığa eve geldi. Annneeeeee! Uzaylılarrrr geldiiiii!
Sakinleştirinceye kadar epey uğraştım.
Ertesi sabah daha o uyurken gazeteyi açtım baktım.
Haber: Antalya’da UFO kaydedildi.
….
Biri uçaklara biriUFO’lara kapılıp gidecek…

Foto: El arabasının tekerleğiyle büyülendi Kaplumbağamız.

 

Tuzlu Çekirdek Temmuz 24, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:44 am

Biz bir avuç kavruk tuzlu çekirdektik. Dudaklarını patlatırdık ama vazgeçemezlerdi. Birimiz çok tuzluydu. Birimiz çok kavrulmuştu. Birimiz çıtır çıtırdı. Birimiz sona kalırdı. Birimizin yavruları yapışıktı ama yine de leziz mi lezizdi.

Kimse yemesin diye bir gün toplandık. Karar aldık. Saklandık. İyi ki de öyle yaptık.

Her birimiz farklı çiftçilerin alın teriydik. Apayrı tohumlardık. Her birimiz başka yöne bakıyorduk ama sırsırta vermeden de edemiyorduk. Ve karar aldık. Saklandık. İyi ki de öyle yaptık.

* Bir elin parmakları kadar olan tuzlu çekirdeklerime ithaftır.

 

ben bişey demedim ben bişey demedim Temmuz 20, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:37 pm

Çoook önceydi. Biz yeni evlenmiştik. Hep Geberik çalardı. Bugün aklıma takıldı bu şarkı. Bu yazıyı yazdıktan sonra kalkıp dinleyeceğim.

Kaplumbağa çok güzel yıldız diyor. Dildij gibi birşey söylüyor. Bir de bayrakları çakmışlar anlamında bayyyaak taak taak diye bağırıyor propoganda malzemelerine.  Çat pat derdini anlatabilmesi artık ne huzur verici. Herşeye ağlamak zorunda değil. Hayır demeyi de öğrendi. İşime gelmemesi lazım ama içten içe çok seviniyorum hayır diyebilmesine. Hayretle iziliyorum ben birşey istediğimde, birkaç saniye gözümün içine bakıp kıpırdamadan durmasını, düşünmesini ve gülerek hayıııy diyip koşarak kaçmasını.

Aktris zaten alenen herşeye hayır diyor:) Beline geçici dövme yaptırmıştı. Yin-yang’li:) Hayır’larla dolu bir dönem mi geliyor diye düşünüyorum o dövmeyi gördükçe:)

Ben bir de Pamuk’un kitabını (Öteki Renkler) okudum da sarsıldım. Yıllardır birkaç kez elime alıp alıp kenara koymuştum. Ama bu sefer sindire sindire okudum. Bana en iyi gelen kitaplardan biri oldu. Ne kadar çok düşündürdü. İyi geldi.

Ne diyordum (bu sefer bağıra bağıra)

ben bişey demedim ben bişey demediiimm

ben yalan söylediiim

 

Ben yokken Temmuz 19, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:08 am

Uzun uzun dinledim kendimi. Hep susturmaya çalıştığım iç sesimle rakı masasında karşılıklı kadeh tokuşturduk:) Pek de fena şeyler söylemedi hani:)

Şahane masallar anlattı, arada keyifle şarkılar mırıldandı. Çocuklar uyuyor yavaş söyle dedim. O da üstüne bir kahve yaptı:)

Güzel kitaplardan güzel cümlelerin altını çizmiş, onları okudu.

Güzel karelerden uzak kalıyordum, elimi tuttu, geçer dedi ve de gerçekten geçti. Bir baktım yanıbaşımda güzel kareler.

Şimdi içimde rüzgar çanları çın çın çın çın….