SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Yalnızlık Nisan 30, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:02 pm



Hayvanat bahçesinde albino bir tavus kuşu olmak
….

Foto: Cumartesi/ A.O.Ç. Hayvanat Bahçesi/ Sardunya

 

Bahar Nisan 27, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:15 pm

En güzeli her mevsim çocuk olmak, toprak yemek, çamura bulanmak, lalere sırtını dönüp canının istediğini yapmak.

 

Dün Nisan 25, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:25 am

Dün bir melekle tanıştım. Adı Kayra. Onu artık hiç unutamam.

Dün enteresan bir inşaat mühendisiyle tanıştım. Adını sormadım. Bahçe duvarından, ceviz ağacından bahsederken ünvanını söylemesi yetti de arttı bile. Kıroluk nasıl bu kadar şekil şemal değiştirdi hayret ettim yine. 

Dün hamile bir arkadaşıma aşerdiği keki pişirdim. Bahçede ayaklarımızı uzatıp çay keyfi yaparken içimden doğacak bebekle konuştum.  

Dün tombul bir kız çocuğunu öpe öpe bitirdim.

Dün rüzgar gibi yaşayan bir arkadaşımla günün ortasında hayata mola verip, ayaklarımızı da kıvırıp altımıza, kahkahalar ata ata Türk kahvesi içtim.

Dün bir de farkettim ki bengünlük diye yazdığım buralarda hiç gidip eskileri okumamışım. Merak edip hiç bakmamışım. Geçmişi hep geride bırakma huyumu seviyorum ama merak ediyorum, niye yazıyorum ki:)

Dün…. çok güzel yaşadım.

 

artık Nisan 20, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:04 am


Artık sabahları salonun ortasında ışıktan bir yol oluyor.

Artık günler daha uzun olduğundan mıdır nedir, bir sürü keyif sığdırılabiliyor.

Sanki artık kitaplar daha güzel, Aktris ve Kaplumbağa daha cıvıl cıvıl, bahçede daha çok lale açtı sanki. Arkadaşlarla geçen yemekler daha hoş sohbet, Maşukla izlenen filmler her zamankinden daha keyifli. Belki öyle belki değil.

Valla fark etmiyor:) Bana yaz geldi çoktan…

Foto: bu sabah/salon.

 

SSK Nisan 18, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:39 pm

- Ben sizin kadar iyi anne-baba görmedim valla. Her anne-baba böyle davranmaz çocuğuna.

- Biz de senin kadar güzel yağ yakan çocuk görmedik kızım. Her çocuk böyle yalakalık yapamaz valla puhahahahahaaaaa:)

Yine ince karton lazımdı Aktris’in 1001. ödevi için. Kırtasiyeye gittik. Eve dönerken ani bir kararla parka çevirdik rotayı. Hava yağmurlu olduğu için kimsecikler yoktu. Zaten işten dönüş saatiydi. Mahallenin delisi bizdik yani. Kaplumbağa taş topladı yine. Aktris de salıncaklarda uçtu. Tam da o uçuş sırasında geçti bu konuşma aramızda.

Sınıfta dört kız dans grubu kurdular. İsimleri ise SSK. Duyunca “hadi be” dedim. “Ne alaka?”

“Anneeee, SSK (se se ka diye okuyor  üstelik) yani Süper Star Kızlar!!!”

Sağlık karnesi temalı bir kostüm tasarlayayım diyorum :)

 

car car Nisan 17, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:03 am

enij- deniz
şu – su
ku – su (içecek su/ suyu koy’u birleştirdi)
baba- baba:)
ççç- aç
kkk – kapa
tak tak – çekik efekti
mama- her türlü ağızda çiğnenebilecek madde
muj – muz
kikek- çiçek
oouu oouuu – hav hav
pisssssskkkttt- pisi pisi
bitti
gitti
düştü
attı
atta
buynu – burun
ve- ver
aah – al
ve deeee 6. element

tahhhtaaaa- bildiğin tahta:)))

 

bu gece Nisan 14, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:32 pm

bilmiyordum böyle bir yazı yazacağımı.

aktrisi yatırdım. tam çıkıyordum odasından, uykusunun arasında “anne beni severek uyutur musun” dedi. saçlarını sevdim. saçlarında 33 melek vardı. benim içimde de 33 anne ağlıyordu bağıra bağıra. Öptüm. ışığını kapattım. baktım ki gazetelerin manşetleri değişmiş bile… sustum.

 

bir iki üç Nisan 12, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:22 pm

Sevgili Banu çekti beni oyuna:) O güzel demlikteki çay da yetti kanmama:)

  • Daha önce yaşadığınız 3 şehir:

Ben sadece 2 şehirde yaşadım. Önce Adana sonra Ankara. 

  • Tatil için gittiğiniz gördüğünüz ve önermek istediğiniz üç yer:

İlk olarak elbette ve kesinlikle Amasra. Zaten en büyük hayalim de orada yaşlanmak. Tatil demek benim için denizin fon olarak yer aldığı, sıcağın az olduğu yerler. Hatta yayla tatili daha cazip gelir hep.

Ama Gümüşlük’e de haksızlık etmek istemem. Balayımız orada minik bir pansiyondaydı. Sonra Aktris’le de gittik aynı yerlere. Hep sevdim Gümüşlük’ü de.

  • Yaşamak istediğim üç şehir:

Şehir demesem. Çünkü ben kasabada yaşamak istiyorum. İstediğim tek lüks ise internet bağlantısı. Gerisini hallederiz:) Ve de kesinlikle Amasra’da yaşamak istiyorum. 

  • Şu anki mesleğiniz:

Nitelikli ev işçisi, tam zamanlı çocuk bakıcısı/eğlendiricisi, ilköğretim ödev yardımcısı, ahçı yamağı, fotoğrafçı çırağı, bahçıvana özenen toprak bağımlısı, ama belgeli olarak H.Ü’den mütercim tercüman. 

  • Dünyaya yeniden gelseniz hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Böyle iyi. Aynısından alıyım lütfen:)

  • Kesinlikle yapamazdım dediğiniz meslek:

İş kadınlığı:) Elimde dosya ve üzerimde takım elbise. Hem zaten sevmem ben floresan lamba:) yazılışını da bilmem.

  • Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri:

Her günahkarın bir geleceği, her azizin bir geçmişi vardır.

Bana kocam söyledi:) Ona kim söyledi bilmem. Kime sorsam aziz ya, ona gülerim hep:)

  • Bir kitaptan alınma sevdiğiniz bir bölüm, paragraf ya da cümle:

İşte tam da bunun için var sağ üst tarafta yer alan kutucuk. Orada  yer alacak bu alıntılar. Ama en son hoşuma giden satırları söylemek gerekirse:

13 mart pazartesi

Müzeyyen Senar, Okan Bayülgen’e “Canlı Performans” yazısını gösterip sormuş, “Bu ne demek?” diye. Ben görmedim; öyle dediler. Nedir gerçekten? “Performans” ne demek? Her niyete yenen bir çeşit muz mudur “performans”?

Bu satırları okurken çok gülümsedim. Ama sesli gülemedim. Feyza Hepçilingirler’in “Dilin Zamana Dokuduğu Türkçe Günlükleri” isimli kitabından.

  • Çok sevdiğiniz bir şiirin bir parçası:

Ben Ruhi Bey Nasılım- Edip Cansever

Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde
Saksılardan birinde
Gördüm de
Uyurken uyandırılmış gibi
Beni bir sardunya büyüttü belki.

O ben ki
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.

Ne peki
Yere dökülen bir un sessizliği mi
Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi
İşini bitirmiş bir org tamircisinin
Tuşlardan birine dokunacakkenki
Dikkati ve tedirginliği mi.

 bir iki üç

elma, limon çiçeği ve şehir melekleri

ebe sobe

 

Bugün çok güzel… Nisan 12, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 6:29 am

Ayrı gayrı olmasın dedik

Amaç aynı nasıl olsa dedik

Hep beraber hareket edelim dedik

İki moderatör başbaşa verdik

Grupları birleştirdik

Sesimiz daha güçlü çıksın diye

Prematüre Anneleri artık şu adreste:

http://groups.yahoo.com/group/prematurebebegim/

Lütfen erken doğum yapmış tanıdıklarınıza, tanıdıklarınızın tanıdıklarına, faydası olabilecek herkese iletin.

Linklerinizde yer verdiyseniz prematüre annelerine lütfen prematüre bebeğim ile değiştirin.

Sevgiler

Deniz ve Anıl

 

toz toprak içinde Nisan 11, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:47 am

Dün bahçeye indik Kaplumbağa ile. Ben otları yoldum, o taşları ayıkladı. Burun deliklerine kadar toprak olunca mutlu oldu. Ben nedense kirli çocukları seviyorum. Dışarıda oynayan çocukların elleri tertemizse annesinin profilini çizebiliyorum. Geçen gün bu konuda damarıma basıldı zaten:

 Domestik domestos (bundan böyle dd olarak anılacaktır): Sardunya Hanııım! Kaplumbağa’nın burnu akıyor. Bende ıslak mendil var. Vereyim mi?

Ben: Cık, bende de var ama en son eve giderken silerim ben onun elini yüzünü. Hem o akan sümük şimdi donup tıkayacak burnunu, böylece bir daha uzun bir süre akmayacak.

DD: Ama Sardunya Hanım bak arabaları da elliyor seninki elleri kirli. Sonra ağzına götürüyor

Ben: O kirle besleniyor canım. Hadi canım haddeeeeeee!(Burası içimden söylendi. Cevap olarak sadece baktım. İstedim ki beni salak zannetsin ve uzaklaşsın. Muhatap almasın. Gelmesin, gitmesin, görüşmeyelim. 4. katta oturan DD’nin çocuğuna bağırışını kızışını ben bahçeden duymayayım)

Çocuk dediğin üstünü kirletir, yemek döker, evi dağıtır, mandalı fırlatır sonra geliir şaaap diye öper seni:) Biter gider kirler.