SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

Sepet Mart 30, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:42 am

Bu haftasonu dönüp dolaşıp bunları düşüneceğim. Kesin kararlar vermesem de aşamalı olarak adım adım ilerleyeceğim farklı yönlerde artık. Sanal nedir? Gerçeklik ne zaman sanallaşır ve her sanallık biraz da banallık mıdır sorularıyla beynimi yemeyi düşünüyorum. Aslında hasır bir sepet olmak vardı şu dünyada ama….

 

Rokalarım Mart 29, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 6:25 am

bahar-047.JPG                bahar-053.JPG

Bir baktım. Tohumlar filizlenmiş. Roka ekmiştim çıkmış. Mutlu oldum sabah sabah. Üşenmedim, fotoğrafını çektim rokaların ve nanelerin. Bahar telaşı son hızla devam ediyor içimde. Ama ne Kaplumbağa ne Aktris ne de hayatımdaki  diğer tüm güzellikler beklemiyor tabi içimdeki telaşın geçmesini. Onlar da son hızla devam ediyorlar büyümeye.

Laleler ektim bir de mutfak penceresinin önüne. Sardunyalarım da tomurcuklandı yine. Bir de kekiğim ve fesleğenim var. Tepeden tırnağa yeşilim yani bu aralar.

Dün gece Feyza Hepçilingirler’in “Dilin Zamana Dokuduğu Türkçe Günlükleri”ne başladım. “Hah işte. Ben de tam da bunu diyecektim. Bana da çok dokunuyor bu” diye diye okuyorum. 

Geçen gece Nimetler geldi.  Karnım ağrıdı gülmekten. Tarihime not düşmek lazım dedim. Unutmamalı bugünü.

 Aktris’in de her sabah saçlarını üç kez toplatıp toplatıp, “yok, sıkı olmadı bu” deyip  tekrar açtırmasına, sonra da yine beğenmeyip homurdanarak servise koşmasına sinir oluyorum bu aralar. Öğretmeninle mi konuşsam dedim, benim bir sorunum yok ki senin var dedi. Sustum ben de:)))) 

 

gittim ben Mart 26, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:16 am

madem bahar geldi
dedim ki
tedbil-i mekanda ferahlık var mıymış cidden. bakmak lazım.
taşındım.
artık şurdayım.
beklerim.
umarım yeni bahçemi beğenirsiniz.

 

Madem bahar geldi Mart 26, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 7:01 am

Çiçek açmak istedim

Yeni yerler görmek istedim

Derin bir nefes almak istedim

 

öylece durdum Mart 21, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:40 pm

Foto: mART günlerim/ Sardunya

Öylece durdum. Zamanı izledim. Not etmeliyim dedim. Mesela Kaplumbağayı ilk defa tiyatroya götürdüm. O da durdu, izledi tüm oyunu. Onu oyun, beni onun oyunu izleyişi büyüledi. Not et Sardunya dedim. Unutma bunu. Sonra Aktris’le yeni bir dil keşfettik. Çalışsam da anlatamayacağım bir dil. Kafasına göre gelip kafasına göre çekip giden bir dil. birden ruhumuzu iliklerimize kadar görmeye başladığımız özel bir dil. Ama ansızın bağrış çağrış duruma düşmemize sebep olacak şekilde habersiz çekip giden bir dil. Unutmamalıyım bu anları dedim. Sonra odamız. Maşuk’la odamızı değiştirdik. Sanki yeniden evlendik. Bir sürü şeyi kapının önüne koyduk. Bembeyaz artık ortalık. Üstelik sessiz ve sakin. Bunu zaten unutamam dedim. Not etmedim:)

Bugün balkonun camlarını açtım sonuna kadar. Yazlık kıyafetini giymiş gibi oldu balkon. Bir de çamaşır serdim iplere. Bir baktım uzaktaki “öbür” balkona. Bir kadın. Pijamalarıyla bize bakıyor. Kaplumbağa mandallarla oynuyor. Ben çamaşır asıyorum. İzlenecek tek şey sallanan çamaşırlar. Sonra daktilo sesi gibi pıtır pıtır düştü kelimeler aklıma. Yanyana geldi, cümleler oldu. Kurgu böyle birşeymiş demek ki dedim. Ama ben hiç yazmadım ki dedim hikaye falan. Pek afilli gelir bana kurgu yazabilmek. İmrenirim, gıpta ederim ama hiç istemedim, cesaret de edemedim. Ama şimdi kabarıyor içimde işte o cümleler. Sanki patlayıp çıkarsa rahatlayacakmışım gibi. Bekliyorum.

Zaman tabi ki akıp gidiyor. Ben de bu aralar taş kesildim, izliyorum.

 

öylece durdum Mart 21, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:40 pm

Foto: mART günlerim/ Sardunya

Öylece durdum. Zamanı izledim. Not etmeliyim dedim. Mesela Kaplumbağayı ilk defa tiyatroya götürdüm. O da durdu, izledi tüm oyunu. Onu oyun, beni onun oyunu izleyişi büyüledi. Not et Sardunya dedim. Unutma bunu. Sonra Aktris’le yeni bir dil keşfettik. Çalışsam da anlatamayacağım bir dil. Kafasına göre gelip kafasına göre çekip giden bir dil. birden ruhumuzu iliklerimize kadar görmeye başladığımız özel bir dil. Ama ansızın bağrış çağrış duruma düşmemize sebep olacak şekilde habersiz çekip giden bir dil. Unutmamalıyım bu anları dedim. Sonra odamız. Maşuk’la odamızı değiştirdik. Sanki yeniden evlendik. Bir sürü şeyi kapının önüne koyduk. Bembeyaz artık ortalık. Üstelik sessiz ve sakin. Bunu zaten unutamam dedim. Not etmedim:)

Bugün balkonun camlarını açtım sonuna kadar. Yazlık kıyafetini giymiş gibi oldu balkon. Bir de çamaşır serdim iplere. Bir baktım uzaktaki “öbür” balkona. Bir kadın. Pijamalarıyla bize bakıyor. Kaplumbağa mandallarla oynuyor. Ben çamaşır asıyorum. İzlenecek tek şey sallanan çamaşırlar. Sonra daktilo sesi gibi pıtır pıtır düştü kelimeler aklıma. Yanyana geldi, cümleler oldu. Kurgu böyle birşeymiş demek ki dedim. Ama ben hiç yazmadım ki dedim hikaye falan. Pek afilli gelir bana kurgu yazabilmek. İmrenirim, gıpta ederim ama hiç istemedim, cesaret de edemedim. Ama şimdi kabarıyor içimde işte o cümleler. Sanki patlayıp çıkarsa rahatlayacakmışım gibi. Bekliyorum.

Zaman tabi ki akıp gidiyor. Ben de bu aralar taş kesildim, izliyorum.

 

Mart 21, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:01 pm

Meğer günlerdir süründüren halimin teşhisini bugün bir dostumun babaannesinin söylediği sözle koyacakmışım:

“Ağaçlara su yürürken baharda, insanoğlu güçsüz düşer, dermansız kalır.”

Budur.

Foto: Oyun Bahçesi/Mart 06/Sardunya

Posted by Picasa
 

Meğer günlerdir süründüren halimin teşhisini bu… Mart 21, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:01 am

Meğer günlerdir süründüren halimin teşhisini bugün bir dostumun babaannesinin söylediği sözle koyacakmışım:

“Ağaçlara su yürürken baharda, insanoğlu güçsüz düşer, dermansız kalır.”

Budur.

Foto: Oyun Bahçesi/Mart 06/Sardunya

Posted by Picasa
 

tebeşir tozu, simit susamı Mart 15, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:14 pm

Çok net hatırladıklarım silgi kokusu, hepsi aynı kokardı. Elma desen değil, armut desen hiç değil. rengi ne olursa olsun silgilerin ilkokulda hepsi aynı kokardı işte. Bir de toz olurdu çok. Tebeşir tozu. Şimdiki gibi kapı zili de değildi. Adile Naşit’in zilinden vardı. Çangır çungur… Siyah önlüğüm vardı. Hırka, süveter falan ne gezer. İlkokul 3′tüm sanırım. Önlüğümün kemerini kaybetmiştim. İkinci dönem boyunca, o sıcakta, daracık süveter giydim önlüğün üstüne. Beni hamile sanacaklarından korkmuştum. Mayıs ayında, Çukurovanın sıcağında, siyah önlükte zaten ter beyaz iz yapardı, terin tuzu önlüğün üstünde kalırdı yol yol. Bende bir de süveter. Haritalarımızı da hatırlıyorum. Kocaman haritalar. Bir de dalağı, karaciğeri çıkan fen bilgisi dersi adamı. Küme çalışmalarımız olurdu. Ekoseli sıra örtülerimiz. En leziz simit de kantinde satılırdı. Zaten bir de ayran vardı. Başka da birşey yoktu ki kantinde. Cips sadece sinemada olurdu mesela. Ya da ben öyle biliyordum. Arada tiyatro gelirdi okula. Şenlik olurdu. Bir de körler derneği gelir konser verirdi. Sonra sırayla anlatırlardı hazin hikayelerini. Hep türkü söylerlerdi. Makasla oynamayın derlerdi.

Bugünün ne ilkokula alakası var. Üstelik apayrı mutluluklar yaşadığım bir gün. Belki de o kadar mutluyum ki ilkokulu hatırladım. Demek ki mutluydum ben ilkokulda. Hatırlamıyorum.

Foto: Aktris/Okul/Sardunya

Posted by Picasa
 

tebeşir tozu, simit susamı Mart 15, 2007

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:14 pm

Çok net hatırladıklarım silgi kokusu, hepsi aynı kokardı. Elma desen değil, armut desen hiç değil. rengi ne olursa olsun silgilerin ilkokulda hepsi aynı kokardı işte. Bir de toz olurdu çok. Tebeşir tozu. Şimdiki gibi kapı zili de değildi. Adile Naşit’in zilinden vardı. Çangır çungur… Siyah önlüğüm vardı. Hırka, süveter falan ne gezer. İlkokul 3′tüm sanırım. Önlüğümün kemerini kaybetmiştim. İkinci dönem boyunca, o sıcakta, daracık süveter giydim önlüğün üstüne. Beni hamile sanacaklarından korkmuştum. Mayıs ayında, Çukurovanın sıcağında, siyah önlükte zaten ter beyaz iz yapardı, terin tuzu önlüğün üstünde kalırdı yol yol. Bende bir de süveter. Haritalarımızı da hatırlıyorum. Kocaman haritalar. Bir de dalağı, karaciğeri çıkan fen bilgisi dersi adamı. Küme çalışmalarımız olurdu. Ekoseli sıra örtülerimiz. En leziz simit de kantinde satılırdı. Zaten bir de ayran vardı. Başka da birşey yoktu ki kantinde. Cips sadece sinemada olurdu mesela. Ya da ben öyle biliyordum. Arada tiyatro gelirdi okula. Şenlik olurdu. Bir de körler derneği gelir konser verirdi. Sonra sırayla anlatırlardı hazin hikayelerini. Hep türkü söylerlerdi. Makasla oynamayın derlerdi.

Bugünün ne ilkokula alakası var. Üstelik apayrı mutluluklar yaşadığım bir gün. Belki de o kadar mutluyum ki ilkokulu hatırladım. Demek ki mutluydum ben ilkokulda. Hatırlamıyorum.

Foto: Aktris/Okul/Sardunya

Posted by Picasa