Yılın neden sadece bir ayında olur ki bu kadar leziz bir tatlı? Sanırım bu sene eve istifleyeceğim güllaç paketlerini. Ceviz yerine bademli yaptım. Hoşuma gitti.
*Maşuk’un deyimiyle kafam naneli sakız çiğniyormuş gibi hissettiren bir şampuan keşfettim. Ciğerlerime kadar mentol işliyor sanki saç derimden. Ben hiç hoşlanmam mentollü tadlardan (Kulakları çınlasın Emelimin). Diş macunum bile tarçınlı. Ama bu şampuan dışarıdan bana bir “uyuz” görüntüsü veren önlenemez kaşıntıyı kesebilen tek şampuan şimdilik.
*Maşuk’un ev kampı devam ediyor. Biz de buna bayağı alıştık. Kaplumbağa da gayet memnun bu durumdan. Bilgisayarlı odaya istediği zaman kaçabiliyor böylece. Ve evet, Kaplumbağa son gaz sıralıyor:) Şimdilik vukuatlarımız: sebzelikteki soğanları kabukları ne kadar ufalanır ve ne kadar geniş bir yüzeye yayılır adlı deney, televizyon iki dakika sonra otomatik kapanmaya anneye belli edilmeden nasıl ayarlanır adlı bilimsel makale, akvaryuma vantuz gibi yapışayım da su kaplumbağaları gerçek kaplumbağa görsün adlı yazı dizisi, aman da bu çekmecelerdeki kıyafetler ne düzgün, gelemem ben düzene, nizama, dağıtırım anında adlı atelye çalışması. Ablamın odasına en kısa yoldan nasıl sızılır adlı deneysel çalışmanın fizibilitesi devam etmektedir.
* Yıllar önce okuduğum kitapları yeniden dizdim önüme. Ya insan gerçekten yıllar geçtikçe inanılmaz değişiyor ya da ben kişilik bölünmesinden muzdaribim. Bulantı’dayım şimdi. Yıllar önce neler anlamışım, nerelerin altlarını çizmişim, şimdi nerelerinde kayboluyorum. Sırf bunun için apayrı bir blog bile açılır, özenle yazılır, çizilir.
* Aktrisim ile ilgili bu günlere not düşmek gerekirse: Aktris düştü, dizleri parçalamış. Akşam eve geldiğinde yürüyemiyordu. Ödev saati gelince yazamadı. Yatma saati gelince yatağına çıkamadı. TV’de beğendiği birşey başladı, hoop zıpladı, güle oynaya seyretti. Ertesi gün de beden eğitimi olduğu içni güle oynaya okula gitti. Veli olarak 1-0 mağlubum. Fakat o kadar keyifli ki Aktrisle ödev yapmak. Söylemeden geçemeyeceğim. En son bana şunu sordu: Anneeeeeee, demokrasinin kuralı nedir? Anneeeeeeee, söyle hadi yazacağımmm, Annneeeeee! (yan odadan sesleniyor) (son ses, o kadar ki beni duymuyor bile)Cevabım: Başka sesleri susturmak için kendi sesini yükseltmeden fikrini, ihtiyacını dile getirmektir. Yaz aynen böyle. Sonra gel anlatayım. Bu arada odasına girince kapıyı kapatma, müziği açma ve sürekli dans etmeler başladı. Pek eğleniyorum:)
*Lost lost diye nicesine sarıldımmmm:))) Hala hastasıyım.
* Şimdi böyle gün içerisinde, ya da günün en alakasız zamanlarında, aklıma öyle şeyler geliyor ki, unutmayım da yazayım diyorum bloga. Tarihe not edeyim de ileride bakıp güleyim, eğleneyim. Sonra ara ki bulasın…
*Unutmadan, Yasemin öyle bir cümle yazmış ki blogunda… çamaşır asarken, yemek yaparken, müzik dinlerken, çocuklarla gözgöze gelince, kendimi deşerken ve hatta kitap okurken sabit bir alt yazı şeklinde aklımda. Anahtar. 



