SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

ah o turuncu kaset Temmuz 31, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:11 pm

Sözlerimi geri alamam
Yazdığımı yeniden yazamam,
Çaldığımı baştan çalamam,
Bir daha geri dönemem.
Akıyorsa gözyaşım kurumasın,
Coşup seven gönlümse durmasın,
Dost bildik anılarım çağırmasın,
Bir daha geri dönemem.
Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı.
Bir umuttu yaşatan insanı.
Aldım elime sazımı.
Yine aşınca çayın suyu boyunu
Belki yeniden karşıma çıkacaksın.
Göz göze durup bakınca
Göreceğiz,
Neyiz ve nerelerdeyiz,
Bilemiyoruz
Şimdi.

*fotoğraf=balkon/temmuz 06/Sardunya

 Posted by Picasa

 

ah o turuncu kaset Temmuz 31, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:11 pm

Sözlerimi geri alamam
Yazdığımı yeniden yazamam,
Çaldığımı baştan çalamam,
Bir daha geri dönemem.
Akıyorsa gözyaşım kurumasın,
Coşup seven gönlümse durmasın,
Dost bildik anılarım çağırmasın,
Bir daha geri dönemem.
Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı.
Bir umuttu yaşatan insanı.
Aldım elime sazımı.
Yine aşınca çayın suyu boyunu
Belki yeniden karşıma çıkacaksın.
Göz göze durup bakınca
Göreceğiz,
Neyiz ve nerelerdeyiz,
Bilemiyoruz
Şimdi.

*fotoğraf=balkon/temmuz 06/Sardunya

 Posted by Picasa

 

Temmuz 30, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:58 pm

“…

Hangi kutsal kitapta “çocukları öldürün” yazıyor?

“Savaş”, büyük ve geniş bir kelime, “düşman” da öyle, öylesine geniş ki bu kelimeler içlerine binlerce, yüz binlerce çocuğun ölüsü sığıyor ve biz bu kelimeleri telaffuz ettiğimizde aslında ölen çocuklardan bahsettiğimizi unutuyoruz; bir füzeyle yıkılan binada, bombalanan dağda, bir mayınla havaya uçan kamyonda ölen “düşmanların” çocuklar ve çoğunlukla da birbirlerine çok benzeyen fakir çocuklar olduğunu aklımıza getirmiyoruz.

İnsan soyunun bütün tarihinin ve gelişiminin savaşlarla oluştuğunu biliyorum elbet, bir çağdan bir çağa ancak savaşlarla geçebildiğini, dünyanın ortak bir uygarlığa kendi kanını dökmeden ulaşacak bir düzeye henüz varmadığını da biliyorum.

Savaşı durduracak bir gücüm de yok.

Ama savaşların biteceği bir çağa giden yolun ilk adımının, “benim için bir çocuktan daha önemli bir vatan, bir bayrak, bir din, bir ırk yoktur” demekle atıldığını da biliyorum.

Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim.

Bir Kürt çocuğunu bir Türk çocuğundan, bir Yahudi çocuğunu bir Arap çocuğundan, bir Amerikalı çocuğu bir Iraklı çocuktan ayırt etmem.

Hiçbir çocuğun ölümü sevindirmez beni.

Onların hepsi çocuk.

Vurulup yıkıldıklarında, sönmekte olan gözleriyle son kez hayata bakıp başları toprağa düştüğünde, onlar sadece ölü çocuk oluyorlar
…”

tamamı

 Posted by Picasa

 

Temmuz 30, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:58 pm

“…

Hangi kutsal kitapta “çocukları öldürün” yazıyor?

“Savaş”, büyük ve geniş bir kelime, “düşman” da öyle, öylesine geniş ki bu kelimeler içlerine binlerce, yüz binlerce çocuğun ölüsü sığıyor ve biz bu kelimeleri telaffuz ettiğimizde aslında ölen çocuklardan bahsettiğimizi unutuyoruz; bir füzeyle yıkılan binada, bombalanan dağda, bir mayınla havaya uçan kamyonda ölen “düşmanların” çocuklar ve çoğunlukla da birbirlerine çok benzeyen fakir çocuklar olduğunu aklımıza getirmiyoruz.

İnsan soyunun bütün tarihinin ve gelişiminin savaşlarla oluştuğunu biliyorum elbet, bir çağdan bir çağa ancak savaşlarla geçebildiğini, dünyanın ortak bir uygarlığa kendi kanını dökmeden ulaşacak bir düzeye henüz varmadığını da biliyorum.

Savaşı durduracak bir gücüm de yok.

Ama savaşların biteceği bir çağa giden yolun ilk adımının, “benim için bir çocuktan daha önemli bir vatan, bir bayrak, bir din, bir ırk yoktur” demekle atıldığını da biliyorum.

Bir tek çocuğun hayatını kurtarabileceğimi bilsem vatanımdan, bayrağımdan, dinimden, ırkımdan vazgeçerim.

Bir Kürt çocuğunu bir Türk çocuğundan, bir Yahudi çocuğunu bir Arap çocuğundan, bir Amerikalı çocuğu bir Iraklı çocuktan ayırt etmem.

Hiçbir çocuğun ölümü sevindirmez beni.

Onların hepsi çocuk.

Vurulup yıkıldıklarında, sönmekte olan gözleriyle son kez hayata bakıp başları toprağa düştüğünde, onlar sadece ölü çocuk oluyorlar
…”

tamamı

 Posted by Picasa

 

Temmuz 29, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:42 pm

- Dörtten üçe düşünce beklediğimin ötesinde, geçen seferki ayrılıkta yaşadığımızdan da beter bir boşluğa düştük Aktris gittiğinden bu yana. Gidip gelip odasına giriyorum, kokusunu arıyorum. Kıyafetlerini düzeltiyorum. Çıkarkan mutlaka kapısını kapatıyorum.
- Kaplumbağa emeklemede hızlı çekimlere geçti. Bazen kafasını çarpıyor, bir küüt sesi ve arkasından gelen tiz ağlamayla geçiyor günler.
- Elif Şafak’ın Mahrem’i o kadar iyi geldi ki bana. Bitmedi henüz ama geldiğim yere kadar epey sarıp sarmalandım içinde.
- Geleceğe, teknoloji ile ilgili en büyük fantazim gözbebeklerime fotoğraf makinasının implant olarak yerleştirilmesi. İmkanım olsa sürekli fotoğraf çekmek istiyorum. Her boşluğumda da kapıveriyorum makinayı. Evet, bir kibrit kutusuyla dünyadaki tüm fotoğrafları çekmek mümkünmüş. Bunu İZ’deki bir fotoğraf ustasından duydum. Evet dedim, bizim evde de dünyadaki tüm fotoğrafları çekmek mümkünmüş. Hala ne çok şahane kare var hayatımda.
- Televizyon Makinası’nda Seksenleri izlerken yazmak çok zormuş. Zaten Çemberimde Gül Oya’yı yeni keşfettim, tekrarlar sayesinde.
- Maşuk ne kadar plug in varsa bana lazım, indirdi ve kalbimi fethetti. Bir de üstüne çay, peynir-ekmek servis etti.
- Ben yine görünce, duyunca, hissedince bomba sesi, barut kokusu, çocuk çığlığı, derin nefes alıyorum, balkona çıkıyorum, ayaklarımı uzatıp demirlere bulutlara bakıyorum… sonra da oturup ayaklarımın fotoğraflarını çekiyorum, kaçıyorum.

 Posted by Picasa

 

Temmuz 29, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:42 pm

- Dörtten üçe düşünce beklediğimin ötesinde, geçen seferki ayrılıkta yaşadığımızdan da beter bir boşluğa düştük Aktris gittiğinden bu yana. Gidip gelip odasına giriyorum, kokusunu arıyorum. Kıyafetlerini düzeltiyorum. Çıkarkan mutlaka kapısını kapatıyorum.
- Kaplumbağa emeklemede hızlı çekimlere geçti. Bazen kafasını çarpıyor, bir küüt sesi ve arkasından gelen tiz ağlamayla geçiyor günler.
- Elif Şafak’ın Mahrem’i o kadar iyi geldi ki bana. Bitmedi henüz ama geldiğim yere kadar epey sarıp sarmalandım içinde.
- Geleceğe, teknoloji ile ilgili en büyük fantazim gözbebeklerime fotoğraf makinasının implant olarak yerleştirilmesi. İmkanım olsa sürekli fotoğraf çekmek istiyorum. Her boşluğumda da kapıveriyorum makinayı. Evet, bir kibrit kutusuyla dünyadaki tüm fotoğrafları çekmek mümkünmüş. Bunu İZ’deki bir fotoğraf ustasından duydum. Evet dedim, bizim evde de dünyadaki tüm fotoğrafları çekmek mümkünmüş. Hala ne çok şahane kare var hayatımda.
- Televizyon Makinası’nda Seksenleri izlerken yazmak çok zormuş. Zaten Çemberimde Gül Oya’yı yeni keşfettim, tekrarlar sayesinde.
- Maşuk ne kadar plug in varsa bana lazım, indirdi ve kalbimi fethetti. Bir de üstüne çay, peynir-ekmek servis etti.
- Ben yine görünce, duyunca, hissedince bomba sesi, barut kokusu, çocuk çığlığı, derin nefes alıyorum, balkona çıkıyorum, ayaklarımı uzatıp demirlere bulutlara bakıyorum… sonra da oturup ayaklarımın fotoğraflarını çekiyorum, kaçıyorum.

 Posted by Picasa

 

Pembe Temmuz 27, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:16 pm

 Posted by Picasa

 

Pembe Temmuz 27, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:16 am

 Posted by Picasa

 

aynalı ağaç Temmuz 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:18 pm

 Posted by Picasa

 

zı zı zı Temmuz 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:17 pm

Aktris gitti/ Kaplumbağanın ikinci dişi ufukta/Kavim bitti/Ben polisiye roman adamı değilmişim/Fotoğraf makinasını monte ettireyim diyorum alnımın ortasına üçüncü göz şeklinde/Mahrem’e başladım/o kadar karmaşık rüylar görüyorum ki beynimde bir cennet mahallesi havası var,formatlamak lazım artık/her gece çocukların ruhuna dualar göndermeyi unutmuyorum-unutamam/bıdı bıdı/vıdı vıdı/zızızızızı zızızızızızı zı zı zı

 Posted by Picasa