SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

ohh bee Nisan 28, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:07 pm
Oh bee’lik kısmı en sona saklıyorum:)
Dün gece nihayet börtü böcek operasyonunun son aşamasına geçerek balkonumuzda bekleyen çiçeklerimizi saksılarına taşıdık, raflara yerleştirdik, üşenmezsem bir ara bahçeden fotoğrafını çekeceğim balkonumuzun… en güzeli yine fesleğen oldu mis kokusuyla, tam da kapının dibine koydum ki kapıyı açıp kapattıkça kokusu gelsin burnumuza…
Bu haftasonu yine koşuşturmacalı geçecek.
Bu gece Aktris kreşten bir arkadaşında kalacak, allahtan evleri yakın da anında müdahale şansımız olacak. Aslında okuldan direkt gideceklerdi ama Aktris hanım bir haftadır okula götürdüğü herşeyi sırasının altına ve dolabına istiflediği için – ki bunların arasında muhtemelen halen bulaşık halde bulunan beslenme kapları ile mont-yelek de var- önce eve gelmesi gerekiyor. Akşamüstü gibi bırakacağım arkadaşına, akşam da hazır çocuk sayısı tek’e düşmüşken Koçtaş’a gidelim diyoruz… kendimi kaybetmekten korkuyorum orda, kutular, boyalar, malzemeler vs vs vs…
Sabahleyin yine Toplama Hastanedeydik (merak edenler baksın önceki postlara toplama hastane nedir diye) (bu kadar açıklama yazacağıma link verseydim yaa:))
Kaplumbağa’mız muayene edildi ve nihayet bir doktor net ve anlaşılır bir açıklama yaptı “Prematüre bebeklerin beyin gelişimi 2 yaşına kadar devam eder. 2 yaşından önce Cerebral Palsy (Beyin Felci) teşhisi konulamaz. Fizik tedavinizi aksatmayın yeter. Kaldı ki Kaplumbağa gayet sağlıklı görünüyor”
“Peki Doktor Hanım, şimdi bizim bu RSV aşılarımız bitti ya, daha fazla mı dikkat edelim soğukalgınlığına karşı falan… bunca aydır Kaplumbağa grip vs olmadı aşı sayesinde.”
“O aşı sadece RSV’ye karşı korur. Grip, bronşiyolit vs’ye karşı korumaz ki…:)))”
Sonuç: Biz aşı koruyor diye hiiiç üstüne düşmedik oğlanın. İyiki de öyle yapmışız, meğersem yavaş yavaş güçlendiriyormuşuz olmayan bağışıklık sistemini:))) Zaten Aktris iki ayaklı bir aşı işlevi görüyor, günlük dozlarla azar azar bilumum mikropları taşıyor okuldan eve…
Nasıl bir oh be çektiğimi anlatamam doktorun söyledikleriyle….
 

ohh bee Nisan 28, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:07 am
Oh bee’lik kısmı en sona saklıyorum:)
Dün gece nihayet börtü böcek operasyonunun son aşamasına geçerek balkonumuzda bekleyen çiçeklerimizi saksılarına taşıdık, raflara yerleştirdik, üşenmezsem bir ara bahçeden fotoğrafını çekeceğim balkonumuzun… en güzeli yine fesleğen oldu mis kokusuyla, tam da kapının dibine koydum ki kapıyı açıp kapattıkça kokusu gelsin burnumuza…
Bu haftasonu yine koşuşturmacalı geçecek.
Bu gece Aktris kreşten bir arkadaşında kalacak, allahtan evleri yakın da anında müdahale şansımız olacak. Aslında okuldan direkt gideceklerdi ama Aktris hanım bir haftadır okula götürdüğü herşeyi sırasının altına ve dolabına istiflediği için – ki bunların arasında muhtemelen halen bulaşık halde bulunan beslenme kapları ile mont-yelek de var- önce eve gelmesi gerekiyor. Akşamüstü gibi bırakacağım arkadaşına, akşam da hazır çocuk sayısı tek’e düşmüşken Koçtaş’a gidelim diyoruz… kendimi kaybetmekten korkuyorum orda, kutular, boyalar, malzemeler vs vs vs…
Sabahleyin yine Toplama Hastanedeydik (merak edenler baksın önceki postlara toplama hastane nedir diye) (bu kadar açıklama yazacağıma link verseydim yaa:))
Kaplumbağa’mız muayene edildi ve nihayet bir doktor net ve anlaşılır bir açıklama yaptı “Prematüre bebeklerin beyin gelişimi 2 yaşına kadar devam eder. 2 yaşından önce Cerebral Palsy (Beyin Felci) teşhisi konulamaz. Fizik tedavinizi aksatmayın yeter. Kaldı ki Kaplumbağa gayet sağlıklı görünüyor”
“Peki Doktor Hanım, şimdi bizim bu RSV aşılarımız bitti ya, daha fazla mı dikkat edelim soğukalgınlığına karşı falan… bunca aydır Kaplumbağa grip vs olmadı aşı sayesinde.”
“O aşı sadece RSV’ye karşı korur. Grip, bronşiyolit vs’ye karşı korumaz ki…:)))”
Sonuç: Biz aşı koruyor diye hiiiç üstüne düşmedik oğlanın. İyiki de öyle yapmışız, meğersem yavaş yavaş güçlendiriyormuşuz olmayan bağışıklık sistemini:))) Zaten Aktris iki ayaklı bir aşı işlevi görüyor, günlük dozlarla azar azar bilumum mikropları taşıyor okuldan eve…
Nasıl bir oh be çektiğimi anlatamam doktorun söyledikleriyle….
 

Missssss Nisan 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:14 am

Dün gece KocaMan toplamış bahçeden, hemen koydum vazoya, mutfak mis gibi leylak kokuyor şimdi… hala…

 

Missssss Nisan 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 7:14 am

Dün gece KocaMan toplamış bahçeden, hemen koydum vazoya, mutfak mis gibi leylak kokuyor şimdi… hala…

 

günlük gibi Nisan 25, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:10 pm

Nerden başlayım dedim… Bulamadım ipin ucunu… Çok özel ve güzel anlar biriktirdim yine ama o kadar arka arkaya ki bilemiyorum hangisinden başlayım. Her biri ayrı bir yazı konusu…

Bahoya’ya ulaştık:))) Kendisi M.Ö.’den kalma bir arkadaşımız olup burnumuzun dibinde Eskişehir’deyken bir kere bile ziyaretine gidemediğimiz, İstanbul’da olunca daha sık görüşmeye başladığımız, KocaMan ve benim beraberken pek gülüp eğlendiğimiz, blogumu okuyunca “ben ordaki fotoğrafların asıllarını gördüm beee” diyerek gaza gelen ve en kısa sürede ziyaretimize gelmesini beklediğimiz önemli ve nev-i şahsına münhasır bir dostumuzdur… bekleriz efem:)

Annem geldi… Kaplumbağa’nın son halini fotoğrafta görünce dayanamadı geldi, pek de iyi etti… Bana herhalde 10 bininci kez falan tığ işini öğretti, emekli ilkokul öğretmeni olarak 23 nisan’da hepimizden önce bayrağı astı balkona, bir sürü içli köfte ve sarma getirdi… bir de bayıldığım patlıcan kuruları:))))

Aktris KocaMan’la yeniden tanıştı sanırım bu bayram tatilinde:))) Muhabetleri pek iyi…

23 Nisanımız harikulade geçti… Kaplumbağayı anneme bırakıp Pal Sokağı Çocukları ve 27 Nisan Kraliçesi ile meşhuuuur Dikmen Vadisinini en uç noktasındaki anfide gösterileri izlemeye gittik. Aktrisin okulunu ayakta alkışladım organizasyondan ötürü….

KocaMan dün kocaman bir demet papatya ile geldi… mest oldum… (tüm eller önce kulağa götürülerek muccck yapılıyor sonra tahtaya vuruluyor üç kere)

Atatürk Orman Çiftliğinin serasından yine sırtlandık bir sürü çiçek, balkona yerleştirdik… fesleğen… ortanca… yine tabi ki sardunya (bu sefer mor buldum)

… işte böyle… pek bir günlük gibi oldu bu yazı da… sonraki yazılarda lezzeti artırmalı artık… söz… en kısa sürede…

 

günlük gibi Nisan 25, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 9:10 am

Nerden başlayım dedim… Bulamadım ipin ucunu… Çok özel ve güzel anlar biriktirdim yine ama o kadar arka arkaya ki bilemiyorum hangisinden başlayım. Her biri ayrı bir yazı konusu…

Bahoya’ya ulaştık:))) Kendisi M.Ö.’den kalma bir arkadaşımız olup burnumuzun dibinde Eskişehir’deyken bir kere bile ziyaretine gidemediğimiz, İstanbul’da olunca daha sık görüşmeye başladığımız, KocaMan ve benim beraberken pek gülüp eğlendiğimiz, blogumu okuyunca “ben ordaki fotoğrafların asıllarını gördüm beee” diyerek gaza gelen ve en kısa sürede ziyaretimize gelmesini beklediğimiz önemli ve nev-i şahsına münhasır bir dostumuzdur… bekleriz efem:)

Annem geldi… Kaplumbağa’nın son halini fotoğrafta görünce dayanamadı geldi, pek de iyi etti… Bana herhalde 10 bininci kez falan tığ işini öğretti, emekli ilkokul öğretmeni olarak 23 nisan’da hepimizden önce bayrağı astı balkona, bir sürü içli köfte ve sarma getirdi… bir de bayıldığım patlıcan kuruları:))))

Aktris KocaMan’la yeniden tanıştı sanırım bu bayram tatilinde:))) Muhabetleri pek iyi…

23 Nisanımız harikulade geçti… Kaplumbağayı anneme bırakıp Pal Sokağı Çocukları ve 27 Nisan Kraliçesi ile meşhuuuur Dikmen Vadisinini en uç noktasındaki anfide gösterileri izlemeye gittik. Aktrisin okulunu ayakta alkışladım organizasyondan ötürü….

KocaMan dün kocaman bir demet papatya ile geldi… mest oldum… (tüm eller önce kulağa götürülerek muccck yapılıyor sonra tahtaya vuruluyor üç kere)

Atatürk Orman Çiftliğinin serasından yine sırtlandık bir sürü çiçek, balkona yerleştirdik… fesleğen… ortanca… yine tabi ki sardunya (bu sefer mor buldum)

… işte böyle… pek bir günlük gibi oldu bu yazı da… sonraki yazılarda lezzeti artırmalı artık… söz… en kısa sürede…

 

bahçede şenlik ve toplama hastane Nisan 20, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 10:21 pm

Balkonumuzdan bahçe manzaraları

Neredeyse yaza gireceğiz, ben hala bahar kutlamalarını bitiremedim… hatta o kadar havaya girdim ki tüm günümü balkonda veya bahçedeki çardakta börtü böcek seyrederek ve doğaya taparak, imrenek geçirebilirim. Bundan önceki hiçbir sene baharın gelişini böyle saniye saniye izleyememiştim. Balkonumuzun dibindeki karla kaplı ağaçların önce karları silkelemesi, sonra minik minik filizlenmesi, şimdi ise japon belgesellerini kıskandıracak şekilde çiçeklenmesi beni şu yaşımda bir daha hayrete düşürdü….

Kocaman ve Mister’da kolları sıvayıp bahçeye giriştiler. Bir ara soğan, nane ekili yerleri bu sene sırf çimen yapmaya karar verdik. Böylece yazın çocuklarla topraklarda, çimenlerde güneşlenmek için bozkırın ortasında sayfiye alanı aramamıza gerek kalmayacak:))))

Aktrisin ergenliğe hızlı yatay geçiş yaparken bünyeyi nasıl olurda en fazla sakatlarım konulu seansları son sürat devam ediyor. En son vukuatı iki ayağının da bileğine arkadaşı sırayı lönk diye düşürürken kaçmayıp olayı seyretmesi. Sonuç: yarın okula gitmiyor, bileklerinin morarmasından korkuyorum. Bizde ayaklarda bir olay var ya dur bakalım:)))

Bugün mahallemizdeki Sağlık Ocağı ile tanışma şerefine eriştim. Kaplumbağayı sürekli Hacettepe takip ediyor fakat sırf aşı için de oralara götürmek istemediğimizden buralara kayıt olalım dedik ve sabah 9′da tintintinimini hanım şeklinde düştük yollara. Mahalle arasında yine Perihan Abla modunda salına salına yürüdüm:)))) Neredeyse tüm esnaf gazete ve çayları ile kaldırımlara kurulmuş sabah keyfi yapıyorlardı. Bir tek internet kafede okul kaçakları yüzünden hareket vardı o saatte. Sağlık ocağına iyi ki gitmişiz yoksa ben nerde görecektim eski apartmanımızdaki komşularımızı, analı kızlı yöresel adana yemeği gibi kızıyla bir ay arayla 4. çocuğuna doğum yapan eski komşumu- torunu oğlundan bir ay büyük :) ))

Günün incisi ise sağlık ocağındaki hemşireden geldi:
Hemşire: Sizi neresi takip ediyorsa oraya gidin. Ben kayıt açamam. Sonra düzenli gelmiyorsunuz bize kızıyorlar
Ben: Gelecem gelecem siz merak etmeyin (hoş aslında telefonla takip eden sağlık ocakları da var ama) siz kaydı yapın
H: bıdı bıdı vır vır zır zır
Ben: (en şirin gülümsememle sessiz bir biçimde bekliyorum dosyayı doldurmasını)
H. Şu aşıyı alın getirin
Ben: Ama hastanede … aşısını yaptırın dediler.
H: Hastanedekiler toplama ordan burdan. Ben 13 yıllık aşı hemşiresiyim. İşte burda koptum… Sen koskoca Hacettepe Hastanesinin saçlarını beyazlatıncaya kadar uzmanlaşacağız diye canları çıkan tıp işçilerine toplama de:)))) Bundan böyle ben de Hacettepe dersem noluyum… Toplama Hastane orası:)))

Bu arada bir sürü sevdiğim blog arkadaşım gitti ya:((( Hala her gün tıklıyorum dayanamayıp. Biyonikciğim de geri döndü, onunla teselli buldum… keşke öbürleri de dönse:((((

 

bahçede şenlik ve toplama hastane Nisan 20, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 7:21 pm

Balkonumuzdan bahçe manzaraları

Neredeyse yaza gireceğiz, ben hala bahar kutlamalarını bitiremedim… hatta o kadar havaya girdim ki tüm günümü balkonda veya bahçedeki çardakta börtü böcek seyrederek ve doğaya taparak, imrenek geçirebilirim. Bundan önceki hiçbir sene baharın gelişini böyle saniye saniye izleyememiştim. Balkonumuzun dibindeki karla kaplı ağaçların önce karları silkelemesi, sonra minik minik filizlenmesi, şimdi ise japon belgesellerini kıskandıracak şekilde çiçeklenmesi beni şu yaşımda bir daha hayrete düşürdü….

Kocaman ve Mister’da kolları sıvayıp bahçeye giriştiler. Bir ara soğan, nane ekili yerleri bu sene sırf çimen yapmaya karar verdik. Böylece yazın çocuklarla topraklarda, çimenlerde güneşlenmek için bozkırın ortasında sayfiye alanı aramamıza gerek kalmayacak:))))

Aktrisin ergenliğe hızlı yatay geçiş yaparken bünyeyi nasıl olurda en fazla sakatlarım konulu seansları son sürat devam ediyor. En son vukuatı iki ayağının da bileğine arkadaşı sırayı lönk diye düşürürken kaçmayıp olayı seyretmesi. Sonuç: yarın okula gitmiyor, bileklerinin morarmasından korkuyorum. Bizde ayaklarda bir olay var ya dur bakalım:)))

Bugün mahallemizdeki Sağlık Ocağı ile tanışma şerefine eriştim. Kaplumbağayı sürekli Hacettepe takip ediyor fakat sırf aşı için de oralara götürmek istemediğimizden buralara kayıt olalım dedik ve sabah 9′da tintintinimini hanım şeklinde düştük yollara. Mahalle arasında yine Perihan Abla modunda salına salına yürüdüm:)))) Neredeyse tüm esnaf gazete ve çayları ile kaldırımlara kurulmuş sabah keyfi yapıyorlardı. Bir tek internet kafede okul kaçakları yüzünden hareket vardı o saatte. Sağlık ocağına iyi ki gitmişiz yoksa ben nerde görecektim eski apartmanımızdaki komşularımızı, analı kızlı yöresel adana yemeği gibi kızıyla bir ay arayla 4. çocuğuna doğum yapan eski komşumu- torunu oğlundan bir ay büyük :) ))

Günün incisi ise sağlık ocağındaki hemşireden geldi:
Hemşire: Sizi neresi takip ediyorsa oraya gidin. Ben kayıt açamam. Sonra düzenli gelmiyorsunuz bize kızıyorlar
Ben: Gelecem gelecem siz merak etmeyin (hoş aslında telefonla takip eden sağlık ocakları da var ama) siz kaydı yapın
H: bıdı bıdı vır vır zır zır
Ben: (en şirin gülümsememle sessiz bir biçimde bekliyorum dosyayı doldurmasını)
H. Şu aşıyı alın getirin
Ben: Ama hastanede … aşısını yaptırın dediler.
H: Hastanedekiler toplama ordan burdan. Ben 13 yıllık aşı hemşiresiyim. İşte burda koptum… Sen koskoca Hacettepe Hastanesinin saçlarını beyazlatıncaya kadar uzmanlaşacağız diye canları çıkan tıp işçilerine toplama de:)))) Bundan böyle ben de Hacettepe dersem noluyum… Toplama Hastane orası:)))

Bu arada bir sürü sevdiğim blog arkadaşım gitti ya:((( Hala her gün tıklıyorum dayanamayıp. Biyonikciğim de geri döndü, onunla teselli buldum… keşke öbürleri de dönse:((((

 

Premanne Nisan 16, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:29 pm


Zaman nasıl da çabuk geçiyor…. 1. fotoğrafı Kaplumbağa 2 haftalıkken ve halen yoğun bakımda savaşırken- 2. fotoğrafı ise 6 haftalıkken eve geldiğinde çekmiştim…

Prematüre anneleri grubunun sayfasında da yazdığım gibi

“Monitörlerin sinir bozucu seslerini unutmayanların, el dezenfektanının kokusunu zaman zaman hatırlayanların, kuvöz camına alnını dayayıp titrek titrek inip kalkan o minik göğüsü saatlerce izleyebilenlerin, besleme tüplerinin inceliğine hayret edenlerin, bebeğinin nefesi durduğunda ölüp sonra yeniden doğanların, kaç aylık/haftalık olduğunu hesaplarken bir kronolojik bir de düzeltilmiş yaş arasında gidip gelenlerin, premature – prematüre bebek bakımının tüm ayrıntılarını öğrenmeye çalışırken kendini doktor gibi hissedenlerin….”
Prematüre bebek annelerinin birbirine akıl danışacağı, ipe sapma gelmez olduğunu bilse bile içine kuşku düşüren binbir ayrıntıyı hiç çekinmeden paylaşabileceği, bebeğini camekanın arkasından izlerken onlara umut verecek bir yer olur dilerim bu elektronik posta grubu…

http://health.groups.yahoo.com/group/premanne/

 

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdaaaan Nisan 16, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 5:04 pm

Leziz ve nefis bir gündü dün… bol bol güldük, “Pal Sokağı Çocukları” bizdeydi. Aktris ve çete elemanları saat 12′ye kadar nasıl dayandılar şaştım kaldım. Zaten birbirlerinden ayırdığımız anda da devrilip uyumuşlardır… Ben de 27 Nisan Güzeliyle öyle bir keyif yaptım ki akşamüstü balkonda, demli çay + peynirli kek + yağmur +toprak kokusu….

Günün sürprizi ve binbir diyetle veremediğim yağlarımı erittiren jesti ise Kocaman’ın bana “Agu”yu almasıydı…. Bahçemizdeki lalelerden bizim balkona en yakın olanının sarı açması ise bilmiyorum bir tesadüf mü yoksa doğanın bana bir jesti mi… fark etmez ki:) İkisi de kabulüm…

Bugün ise…

Kaplumbağamızın ayakları için “doktorumuz” eve geldi…. bir sürü hareket gösterdi ve dedi ki “pek de endişelenecek birşey yok… egzersizlere devam, en kötü ihtimalle minimum düzeyde bir CP olur, o da belli belirsiz.” Yüreğime su serpildi, yoo hatta yüreğim sular,sellerle yıkandı. Seans sonrası devrilen Kaplumbağa ise saatlerdir uyuyor… Aktris bahar güneşini gördü, firarda:) Kızımın sokaklarda oynaması, mahalle arkadaşları olması, üstelik bir apartmanda yaşarken o eski bahçeli evlerdeki çocuklar gibi yaşaması ne kadar şanslı olduğumuzu hissetirdi bana bugün bir daha… Eli yüzü toz toprak içinde eve gelip, alelacele yemeğini ağzına tıkıp koşarak yeniden arkadaşlarına gitmesi, gözlerindeki “acaba annem eve mi çağıracak” endişesini gülerek saklamaya çalışması, evden çıkarken ince hırka giyip dışarı çıkar çıkmaz beline bağlaması….

Neyse…
Uykulu gözlerleeeee döndüm rüyamdaaaan
Sana sarı laleler aldıııım çiçek pazarındaaaan
Patladım evde, ben gidip uyandırıyım şu Kaplumbağa’yı:)