SARDUNYA

BENİ BİR SARDUNYA BÜYÜTTÜ BELKİ DE

velim olur musun? Ocak 29, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:48 pm

Böyle bir girişimi es geçemedim… gecenin bu vakti gözlerimi yaşartan bu girişime blogumda yer vermek istedim. Ayrıntılar için:
www.velimolurmusun.org

 

velim olur musun? Ocak 29, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 8:48 pm

Böyle bir girişimi es geçemedim… gecenin bu vakti gözlerimi yaşartan bu girişime blogumda yer vermek istedim. Ayrıntılar için:
www.velimolurmusun.org

 

uyku Ocak 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:48 pm

Şimdi bu tosbağa böyle gömüyor ya burnunu peluşlara, polarlara… anne karnından çok erken ayrıldığı için mi bu yumuşaklığa doyamama, hep bana dokunun isteği bilmiyorum ama bildiğim birşey var… o gözlerini kapadıkça benim de böyle içim eriyor, şükrediyorum hala yanımızda olduğu için, hayata bu kadar sıkı sıkı sarılıp bana örnek olduğu için… doğduğunda avuçlarında ve tabanlarında çizgilr yoktu. o kadar erken doğmuştu. şimdi ona gittikçe derinleşip uzayan çizgiler getirsin diye hayat dualar ediyoruz… iyi ki bizi tek başımıza bırakmadı.
 

karışık Ocak 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 2:39 pm

kar, beyaz, temizlik, yoksulluk, yoksunluk, kömürün kirini özleyenler, kardan adam neşesiyle uykuya dalanlar, hasta olup kızaklarla taşınanlar, salonunda ayağını uzatıp sıcak çikolata içenler, uyuyanlar, uykusuzluk çekenler, yorgun kalpler, cevval ruhlar, fütursuz kanamalar, ağlamalı uykular, gitmeler, kalmalar, bebek beşiğinde kaybolup ebeveyn yatağında yeniden doğmalar… bu sefer kar ruhumuza mı yağdı ne sadece burnum üşümüyor…

 

uyku Ocak 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:48 am

Şimdi bu tosbağa böyle gömüyor ya burnunu peluşlara, polarlara… anne karnından çok erken ayrıldığı için mi bu yumuşaklığa doyamama, hep bana dokunun isteği bilmiyorum ama bildiğim birşey var… o gözlerini kapadıkça benim de böyle içim eriyor, şükrediyorum hala yanımızda olduğu için, hayata bu kadar sıkı sıkı sarılıp bana örnek olduğu için… doğduğunda avuçlarında ve tabanlarında çizgilr yoktu. o kadar erken doğmuştu. şimdi ona gittikçe derinleşip uzayan çizgiler getirsin diye hayat dualar ediyoruz… iyi ki bizi tek başımıza bırakmadı.
 

karışık Ocak 26, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 11:39 am

kar, beyaz, temizlik, yoksulluk, yoksunluk, kömürün kirini özleyenler, kardan adam neşesiyle uykuya dalanlar, hasta olup kızaklarla taşınanlar, salonunda ayağını uzatıp sıcak çikolata içenler, uyuyanlar, uykusuzluk çekenler, yorgun kalpler, cevval ruhlar, fütursuz kanamalar, ağlamalı uykular, gitmeler, kalmalar, bebek beşiğinde kaybolup ebeveyn yatağında yeniden doğmalar… bu sefer kar ruhumuza mı yağdı ne sadece burnum üşümüyor…

 

İyi ki… Ocak 23, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 3:49 pm

 

İyi ki… Ocak 23, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 12:49 pm

 

şimdiden iyi ki doğdun- sonra telaş oluyor Ocak 20, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 4:42 pm

Sen ne zaman büyüdün?
Ne zaman ilk adımını attın da şimdi çarşıda pazarda yanımda küçük bir hanımefendi edası ile salınırken yan gözle de vitrinlerdeki aksine bakmayı öğrendin?
Ne zaman o minik fırçalarla aman incinmesin diye usul usul taradığım ipek saçlarına aynada bakıp bakıp “anne ben saçlarımı ne zaman boyatacağım?” diye sormayı akıl ettin?
Ne zaman binbir özenle seçtiim o minik, dantelli melek kıyafetlerini elinin tersiyle bir kenara itip “anne bırak da ben seçeyim kendi giyeceğimi, sen anlamazsın modadan” demeye başladın?
Ne zaman hazırladığım sebze çorbaları, meyve pürelerinin yerini okul kantinini ucuz tostları aldı?
Ne zaman duvarındaki ayıcık resimleri söküldü de yerine pop gruplarının posterleri asıldı?
Ne zaman neredeyse pamuklarla yıkadığım o ipek tenin, o dizlerin düşmekten yara bere içinde kaldı?
Ne zaman kaşık tutmayı öğrettiğim o minik parmakların kalem tutmayı öğrenip bana yılbaşı kartı hazırladı, sinirlenince mektuplar yazıp kapımın altından attı?

Şimdi ben ne zaman sabah kalktığımda seni salonda televizyonun karşısında battaniyeyi dizlerine çekmiş sabah keyfi yapıyorken görsem
ne zaman odana girdiğimde duvarlarındaki posterleri tek tek değiştirken ara sıra şöyle geriye bir iki adım atıp uzaktan olup olmadığına baktığını görsem
ne zaman giydiğim kıyafetlere yan yan çaktırmadan bakıp “anne şu sana yakıştı bu yakışmıyor” diye bana annelik yaptığını görsem
ne zaman babanı benden kıskandığını hissetsem ve baban senin tacizlerinden utanıp çaresiz bana baksa “ben napacam bununla” der gibi
ne zaman “mütemadiyen” kelimesini kullandığını duysam
ne zaman “odama kimse giremez annemden başka” yazan yazını odanın kapısına önemli bir ihtar gibi yapıştırdığını görsem
ne zaman babanın “ana kız bazen aynısınız” dediğini duysam
ne zaman anneme “anne bugüne kadar seni her kırışım, sana her ters bakışım, sana her sesimi yükseltişim için milyonlarca kez özür dilerim… sen ne büyük yürekli bir insamışsın” deme ihtiyacı hissetsem ama boğazım düğümlenip diyemesem
ne zaman sen bana “anne seni bu evren kadar hatta daha büyük keşfedilmemiş birşey varsa onun kadar seviyorum” dediğini duysam
İyi ki anne olmuşum diyorum
İyi ki bana anneliği sen tattırdın
İyi ki senin annenim
Ben de baban da deriz ki “kızın olacak, hadi tasarlayın, planlayın, programlayın tüm ayrıntılarını” deselerdi senin kadar mükemmel bir kız çizemezdik bizim için, bizden olan…

Şimdi sen dört nala bir hızla büyüyeceksin… herşey daha da hızlanacak lunaparktaki trenlerin yokuş aşağı inişi gibi… kapının eşiğinde hissediyoruz anne-kız yapacağımız o en özel sohbet, aşkların, kalp kırıklıkların, “kimse beni anlamıyor bu evde”lerin, “tamam anne beş dakika sonra kapatıyorum telefonu”ların, “valla dersim yok”ların, ders kitabı arasına sıkıştırılmış aşk şiirlerin, falların, babanla benim kendimizi dünyanın en çaresiz anne babası hissedişlerimiz, “napacaz bu kızla” deyişlerimiz… sıraya çoktan girdi ergenlik ama biz bunu da elele atlatacağız hem de minik bir destek de var artık yanıbaşımızda…

İyi ki doğdun da
Sen ne zaman abla oldun?
Sen ne zaman büyüdün?
Annen- Baban
2006

 

şimdiden iyi ki doğdun- sonra telaş oluyor Ocak 20, 2006

Kategori: Uncategorized — sardunya @ 1:42 pm

Sen ne zaman büyüdün?
Ne zaman ilk adımını attın da şimdi çarşıda pazarda yanımda küçük bir hanımefendi edası ile salınırken yan gözle de vitrinlerdeki aksine bakmayı öğrendin?
Ne zaman o minik fırçalarla aman incinmesin diye usul usul taradığım ipek saçlarına aynada bakıp bakıp “anne ben saçlarımı ne zaman boyatacağım?” diye sormayı akıl ettin?
Ne zaman binbir özenle seçtiim o minik, dantelli melek kıyafetlerini elinin tersiyle bir kenara itip “anne bırak da ben seçeyim kendi giyeceğimi, sen anlamazsın modadan” demeye başladın?
Ne zaman hazırladığım sebze çorbaları, meyve pürelerinin yerini okul kantinini ucuz tostları aldı?
Ne zaman duvarındaki ayıcık resimleri söküldü de yerine pop gruplarının posterleri asıldı?
Ne zaman neredeyse pamuklarla yıkadığım o ipek tenin, o dizlerin düşmekten yara bere içinde kaldı?
Ne zaman kaşık tutmayı öğrettiğim o minik parmakların kalem tutmayı öğrenip bana yılbaşı kartı hazırladı, sinirlenince mektuplar yazıp kapımın altından attı?

Şimdi ben ne zaman sabah kalktığımda seni salonda televizyonun karşısında battaniyeyi dizlerine çekmiş sabah keyfi yapıyorken görsem
ne zaman odana girdiğimde duvarlarındaki posterleri tek tek değiştirken ara sıra şöyle geriye bir iki adım atıp uzaktan olup olmadığına baktığını görsem
ne zaman giydiğim kıyafetlere yan yan çaktırmadan bakıp “anne şu sana yakıştı bu yakışmıyor” diye bana annelik yaptığını görsem
ne zaman babanı benden kıskandığını hissetsem ve baban senin tacizlerinden utanıp çaresiz bana baksa “ben napacam bununla” der gibi
ne zaman “mütemadiyen” kelimesini kullandığını duysam
ne zaman “odama kimse giremez annemden başka” yazan yazını odanın kapısına önemli bir ihtar gibi yapıştırdığını görsem
ne zaman babanın “ana kız bazen aynısınız” dediğini duysam
ne zaman anneme “anne bugüne kadar seni her kırışım, sana her ters bakışım, sana her sesimi yükseltişim için milyonlarca kez özür dilerim… sen ne büyük yürekli bir insamışsın” deme ihtiyacı hissetsem ama boğazım düğümlenip diyemesem
ne zaman sen bana “anne seni bu evren kadar hatta daha büyük keşfedilmemiş birşey varsa onun kadar seviyorum” dediğini duysam
İyi ki anne olmuşum diyorum
İyi ki bana anneliği sen tattırdın
İyi ki senin annenim
Ben de baban da deriz ki “kızın olacak, hadi tasarlayın, planlayın, programlayın tüm ayrıntılarını” deselerdi senin kadar mükemmel bir kız çizemezdik bizim için, bizden olan…

Şimdi sen dört nala bir hızla büyüyeceksin… herşey daha da hızlanacak lunaparktaki trenlerin yokuş aşağı inişi gibi… kapının eşiğinde hissediyoruz anne-kız yapacağımız o en özel sohbet, aşkların, kalp kırıklıkların, “kimse beni anlamıyor bu evde”lerin, “tamam anne beş dakika sonra kapatıyorum telefonu”ların, “valla dersim yok”ların, ders kitabı arasına sıkıştırılmış aşk şiirlerin, falların, babanla benim kendimizi dünyanın en çaresiz anne babası hissedişlerimiz, “napacaz bu kızla” deyişlerimiz… sıraya çoktan girdi ergenlik ama biz bunu da elele atlatacağız hem de minik bir destek de var artık yanıbaşımızda…

İyi ki doğdun da
Sen ne zaman abla oldun?
Sen ne zaman büyüdün?
Annen- Baban
2006